21 Ara 2015

SALYANGOZ ÖZLÜ CİLT MASKESİ

Bu aralar maskelere takmış durumdayım. Özellikle tek kullanımlık ambalajlarda bulunan maskeler hem hijyen açısından daha sağlıklı hem de istediğimiz zaman açıp kullanabiliyoruz. Çantada da rahat taşınıyor seyahatlerde.

Geçtiğimiz hafta Tmiless truth (TTMask) firmasının salyangoz dermo-canlandırıcı maskesini denedim. Malum Salyangoz özlü kremler, maskeler uzun zamandır revaçta olan ürünler ve cilt için gerçekten yararlı olduklarına inanıyorum.



Bu maske içeriğindeki maddelerle yıpranmış cilt dokusunu onarma, gözenekleri sıkılaştırma ve cildi nemlendirerek yumuşaklık ve esneklik kazandırma vaadinde.

Maske seçimi de tıpkı krem seçimi gibi cilt yapısına ve ihtiyacına yönelik özel olmalı. Bir başkasına iyi gelen bir şeyi almak cildimize önem vermediğimiz anlamına gelir çünkü onun ihtiyacını belirlemeden hazırdan besleniyor oluruz.

Özellikle burun çevresi geniş gözeneklerim ve siyah noktalarımdan çok rahatsızım. Bunun içinde sıkılaştırıcı maskeyi denemek istedim. Tek kullanımlık ambalajı açtığımda maske içeriği çok fazlaydı bu yüzden maskeyi yüzüme yerleştirene kadar damlamalar oldu. Yaparken banyoda lavabo başında olmakta fayda var :) Yüzünüze yerleştirdiğiniz maskeyi 15-20 dakika bekletmek yeterli oluyor. Sonrasında ise durulamaya gerek yok aksine ciltteki sıvıyı yüzün her yerine yedirmemiz gerekiyor. Merak etmeyin yüzde belli olmuyor ve de cildi germiyor. Ben verdiği yumuşaklığı sevdim ve de gözeneklerimi sıkılaştırdığını deneyimledim. Herhangi bir sivilce oluşumuna da neden olmadı bu önemli.

Pazar günleri maske günlerim. Eğer farklı maskeler deneyip memnun kalırsam yine tavsiyelerde bulunacağım..

Sevgiyle kalın...
Devamını Oku »

11 Ara 2015

EEOSE KAŞ KİRPİK SERUMU

Kim istemez ki uzun kirpiklere sahip olmayı. Sırf bunun uğruna biz değil miyiz ki, takma kirpikler kullanan, çeşit çeşit rimeller deneyen, ipek kirpik ilave ettiren. Ama bu yapaylıktan uzak gerçekten kendi kirpiklerimiz uzun olsa. İşte tüm mücadelem bunun için :)

Daha önce tatlı badem yağı kullandım fakat gözlerimi çok yaktı. Vazelin sürmeye başladım, o da bakışlarımı flulaştırdı sanki faklı şeyler hissettim :) ve sonunda çok övülen eeose kirpik serumuna şans vermek istedim. Tam 3 haftadır kullanıyorum.



Şişesi 10 ml insana çok küçük geliyor fakat damla damla kullanıldığı için bence çabuk bitmiyor. Bir de benim kaşlarım iyi olduğundan sadece kirpiklerime kullanıyorum o yüzden epey götürür beni.

Ürün 2 haftadan sonra etkilerini hissettirmeye başlıyor ve 1 kür uygulanması gerekiyor yani 6 hafta.

Temizlenmiş kirpiklere uygulanıyor. Tercihen gece yatmadan önce yapılması daha iyi. 

İçinde ürünü damlatabileceğiniz bir kapak bulunuyor ve kulak çöpüne benzeyen pamuk aparatları mevcut, bu kapağa her göz için bir damla damlatıp pamuğa ürünü alarak kullanıyorsunuz. Eyeliner sürer gibi kirpik diplerine sürülüyor. Fakat ben hijyen açısından kapağı çok sağlıklı bulmadığımdan damlayı direk pamuğun üzerine damlatıp kullanıyorum.



İlk sürüldüğünde ıslaklık oluyor fakat hemen kuruyor. Akşam sürerken ürünü biraz fazla kullandıysam gözlerim çok hassas olduğundan sabah biraz yanma hissettiğim zamanlar oldu. Aslında yanmadan ziyade sulanmış gözlerimle rüzgara karşı yürüyormuşum gibi hissettiriyor :)

Ürün biraz pahalı fakat indirime girdiği zamanlar bence gayet uygun bir fiyat oluyor mesela şurada

3 Haftalık süreç dışarıdan birinin kirpiklerimdeki değişikliği fark etmesine yetecek uzunlukta bir süre olmasa da ben kendi kirpiklerimi bildiğimden farkı anlayabiliyorum. Aşağıdaki fotoğrafta ürüne ilk başladığımdaki halim üstteki. Işıktan dolayı biraz gür çıkmış kirpiklerim. Alttaki fotoğrafta ise 3 haftalık Eeose ürünü kullanımdan sonraki kirpiklerimden.



Kullanmaya devam edeceğim ve özellikle 6 haftanın sonunda nasıl olacağını burada yine fotoğrafla sizlere de göstermek istiyorum. Merak edenler takipte kalsın :)



NOT: 6 HAFTA DENDİĞİ GİBİ DÜZENLİ BİR ŞEKİLDE KULLANDIM. KİRPİKLERİME DOKUNDUĞUMDA GÜRLEŞMEYİ FARK ETMİŞ OLSAM DA, UZATMA KONUSUNDA PEK BAŞARILI OLDUĞUNU SÖYLEYEMEM. OKUDUĞUM YORUMLARDA KAŞLARINA İYİ GELDİĞİNİ SÖYLEYENLER OLMUŞ FAKAT BEN KULLANMADIĞIM İÇİN KAŞLARIMA O KONUYA GİREMİYORUM. UZATMIŞ OLSAYDI BİLE KİRPİKLER DE SAÇLAR GİBİ 3-4 AYDA BİR DÖKÜLÜP YERİNE YENİSİ GELDİĞİNDEN ÇIKAN KENDİ KİRPİKLERİNİZ SONUÇTA KISA DURACAKTIR YİNE. KALICI DEĞİL YANİ.

NEYSE DENESEYDİM DİYE İÇİMDE KALMAYACAK :)

ALMAYI DÜŞÜNENLERDE BENCE UZATMA KONUSUNU BİR KERE DAHA DÜŞÜNSÜNLER. GÜRLEŞTİRME OLARAK FENA SAYILMAZ..


Devamını Oku »

10 Ara 2015

ORGANİK BAKIM

Bu aralar; organik tarımla elde edilen bitkilerden üretilmiş, hayvanlar üzerinde test edilmeyen ve ürünleri Dünya standartlarında değerlendirilen bir firma olan Mia Organical firmasını ürünleriyle günlerimi geçirdim.



Özellikle Saf Argan yağından  bahsetmek istiyorum.  Dünyanın en değerli yağı olarak anılan Argan yağı sadece Fas'ta yetişen bir ağaç. Geçmişten günümüze sağlık için kullanılan Argan yağının maalesef ki sahteleri piyasada çok ucuz fiyata satılmakta. Ben bu %100 Argan yağını gün aşırı temizlenmiş cildime yatmadan önce sürüyorum. Sabah uyandığımda yüzümdeki nemlilik ve yumuşaklık anlatılmaz.

Temizleyici ve Toniklerinin kokusunu hiç beğenmememe rağmen cildime çok iyi geldiği için kullanmaya devam ettim. Temizleyici çok köpürmeden peeling etkisi olmadan temizlik sağlıyor. Sonrasında sprey şişesindeki toniği cildime biraz  uzaktan 2 kere sıkıyorum ve çabucak kuruyor. Cilt yağlanmamı dengelediğini söyleyebilirim.

El kremi yağlı değil ve günlük kullanıma çok uygun. Bittiğinde  üzüldüm. :(

Saç kremini tester  şişesinde kullandım. Saçlarım çok uzun ve boyalı olduğundan biraz düğüm oluyor. Bu kremi kullansam da nemini aldığım saçlarıma yine sprey saç kremimi sıkarak taramak zorunda kaldım.

Bu ürünlerin başka kullananlardaki etkilerini merak ediyorum açıkcası.


Devamını Oku »

6 Ara 2015

CİLT ENERJİSİ (SİYAH MASKE)

Ne diyoruz:  Testerlar iyi ki var :)

Acvit markasının cilt enerjisi siyah maskesinin testerını deneme fırsatım oldu. Ürünü iki kere kullandım. Son bir kez daha kullanacağım kadar var içinde, onu kullanıp gönül rahatlığıyla yenisini almayı düşünüyorum.

Özellikle akneler, siyah noktalar, cilt lekeleri ve ince kırışıklıklar için faydalı olduğu söylenen botox-detox etkili cilt enerjisi siyah maske. Kleopatra'nın güzellik sırrı denilen Polifenol teknolojisi kullanılarak üretilmiş (Polifenoller için, serbest radikal gelişiminden koruma sağlayarak hücre oksidasyonunu engelleyebilme yeteneği sayesinde cildi korudukları söyleniyor.)

Acvit Cilt Enerjisi

Gelelim benim kullanımıma ilişkin deneyimime.
2 Kere kullandım ve sürerken aslında Türk kahvesinin telvesini sürüyormuşum gibi hissettim.
Çok çabuk kuruyor.
Hafif bir gerginlik hissi veriyor cilde.
Kokusu yok.
Siyah olduğuna bakmayın Ilık suyla çok çabuk çıkıyor. Lavabo biraz kirlenebilir :)

Benim kullanımlarım sonrasında kesinlikle sivilce yapmadı.
Yüzümün her noktasının nemlilik ve parlaklık derecesi aynı oldu.Parlaklık dediysem yağlı bir görünüm değil, cildin doğal aydınlığından bahsediyorum. Böylelikle yüz daha duru görünüyor.
Siyah noktalarıma çok iyi geldiğini söyleyemeyeceğim maalesef. Belki düzenli kullanımda işe yarıyordur.

Yıkadıktan sonra Hassas cildim için mükemmel nemlendiricimi sürdüm mü kalabalığa karışmaya hazırııımmm :))

Önerebileceğiniz başka maskeler varsa karma cildim için lütfen aşağıya yazın. Seviyorum maske kullanmayı. Özellikle de tek kullanımlık olanları.


Sevgiyle kalın...




Devamını Oku »

5 Ara 2015

90 SANİYE NE İŞE YARAR?

Yaş ilerlemesiyle beraber cildin elastikiyetini kaybetmesi, kasların zayıflaması ve hücrelerin bozulmasıyla; kırışıklıkların oluşması ile göz çevresinde torbalar ve morluklar oluşmaya başlıyor. Şu an da 26 yaşındayım. Kaz ayağı diye tabir edilen ince çizgilerimin haricinde herhangi bir sorunum yok. Fakat annem için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.

Kendisi 49 yaşında. Cildi çok kurudur. Kullandığı ürünlerin çok yağlı olmasına dikkat ediyoruz. Yüzünde pek kırışıklık olmasa da göz altı torbaları mevcut ve yaşını gösteren tek şeyin bunlar olduğunu söyleyebilirim. Fakat biz buna bir çare bulduk ki önce resimde nasıl işe yaradığını görebilirsiniz.

clc cristality cream

İlk CLC CRISTALITY kremin videosunu gördüğümde pek inanasım gelmedi açıkcası. Ne zaman ki kullanmaya başladık işte o zaman ön yargımdan kurtuldum :)



İçerisindeki kristallerden dolayı sürüldükten 90 saniye sonra, 12 saate varan anlık bir etki oluşturduğu söyleniyor. Aslında bizde 12 saatten biraz az sürdü belirtmek isterim. 14  günlük kullanımdan sonra ise kalıcılık vadediyor. İnce bir jel gibi görünmeyen bir tabaka oluşturdu ve göz altını gerdi. Annem gerginlikten başka bir şey hissetmediğini söyledi. Dermatolojik olarak test edilmiş bir krem. Bir kaç saat sonra hafif pul pul dökülmeler olabiliyor.

Dikkat edilmesi gereken şeyler ise sürmeden önce göz çevresinin tamamen kuru ve  nemlendirici sürülmemiş olması. Sürdükten sonra ise kapatıcı kullanacaksanız yine yüksek nem ve su içeren bir ürün olmamalı.

Bu sayfadaki fotoğraf kremin sürülmeden hemen önce ve sürüldükten 2 dakika sonraki halidir. Düzenli kullanıma başladıktan sonra da yine buraya fotoğraf koyabilirim.


Sevgiyle kalın...


NOT 15.02.2016: Annem yaşından dolayı düzenli kullanmak yerine, özel bir gün olduğunda kullanmayı tercih ettiğinden düzenli kullanım sonucuyla ilgili bir şey belirtemiyorum. Videolarındaki gibi torbaları kalıcı olmasa da yok ettiği kesin; fakat dediği gibi 12 saate kadar o şekilde durmuyor. Birkaç saat diye baz alırsanız hayal kırıklığına uğramamış olursunuz.



Devamını Oku »

28 Kas 2015

#biraltibirsifirescisemblogbulusmasi

Epeydir Çisem ile aklımızda olan fikri sonunda 22 Kasım Pazar Günü Kızılay Melbo Cafe'de gerçekleştirdik.

Bir etkinlik yapmak istiyorduk fakat nereden başlayacağımızı bir türlü bilemiyorduk. Sonunda cesaretimizi topladık ve kollarımızı sıvadık. Firmalarla mailleşmeler, telefonlar, gelip geri dönen koliler, ziyaretler derken hayal ettiğimize çok yakın bir etkinliği ortaya çıkardık.

Bu buluşmanın en güzel yanlarından biri de Ankara'da olupta tanımadığım blogger arkadaşlarımla bizzat yüz yüze tanışmamız diyebilirim.

Dikkat çok uzun bir yazı sizi bekliyor :)

O gün mekana ilk giden oldum ve sponsorlarımızın bizim için özel gönderdiği  hediyeleri ile mekan düzenlemesini ayarladım. Arkadaşlarım da gelmeye başlayınca bizim için de gün o gün başlamış oldu :)


Servis kağıtlarımız ve duruma en uygun yazıların bulunduğu konuşma balonlarımız Purple Events Ankara tarafından hazırlandı. Aşağıda örneklerini göreceksiniz :)



Her birimizin blog isim kartlarını hazırlayan @papermore a çok teşekkür ederim. Hepimiz bu muhteşem kartlara bayıldık çünkü. Sizce de öyle değiller mi :) Katılan her blogger'ın instagram sayfası incelenerek uygun kart tasarımları yapıldı.




Herkes tamamlanınca  yemek yiyerek sohbetle başladık kaynaşmaya. Bir iki kişi hariç kimseyi tanımıyordum ben de. Sohbet etmek çok iyi geldi :)



İçerisinde her mood'a uygun yazıların bulunduğu şans kurabiyelerimiz ForfunCookie İstanbul ekibi tarafından bizler için özel hazırlandı. 



veeee lezzetlimutfakonline bize harika minik atıştırmalıklar yapmıştı :)




Farmona ekibinden Ahsen ve Gizem Hanım o gün bizlerle birlikteydi ve hediye ürünlerinin doğru kullanımı ve cilt yapısı ile ilgili bilgileri bizimle paylaştılar. Özellikle toniklerini deneyeceğim için heyecanlıyım.



Naturelkapowder'ın o eşsiz kurutulmuş sebze ve meyve tozlarını duymayan azdır. Duymayan varsa da bunu okuduktan sonra bence mutlaka denemeliler. Portakal kabuğu tozu ile harika bir kurabiye yaptım ve bir kurabiye bu kadar lezzetli olur ancak.


HcHair care'in en çok sevilen ve önerilen ürünü saç bakım yağıyla tanışma fırsatını da bu etkinlikte yakaladım. Kullanmaya başladık. Yağı sürünce buram buram kekik koktuğunu söyleyebiliyorum. Ama yıkayınca kokusu kalmadı. Saçları yağlandırmadı. Uzun vade etkisi blogta yer alacak.



Benim öve  öve bitiremediğim bir ürün ise Topicrem'in göz temizleme suyu. Bu hassas temizleme suyu, gözlerimi sildikten sonra kullanım dışı bırakmayan tek ürün. Gerçekten diğerleriyle silince gözlerimi açamıyorum. Cilt kremini ise o kadar seviyorum ki ayrıntılarını daha önce ''Hassas ciltlere mükemmel nemlendirici'' başlıklı yazımda okuyabilirsiniz.



Bir çok kişiden duyup bir türlü deneme fırsatı bulamadığım Splat Diş Macununu sonunda deneyebileceğim için çok mutluyum. Diş etlerim biraz sıkıntılı olduğu için, diş macunumun beyazlatırken, hassas davranmasına da özen gösteriyorum.




Bu güzel koku keselerini PearlHomes İnci Hanım bizim için kendi elleriyle dikti. İçerisinde koku topları var. O kadar güzel kokuyor ki, sürekli dolabımı açmak istiyorum. Ne alaka demeyin dolabımın alt kısmına koydum mis gibi kokması için :)



Nimbus Sabun'da  etkinliğimizde bizi yalnız bırakmadı hepimizi bu güzel sabunlarla tanıştırdı. Ağır bir kokuları yok bu yüzden çok rahat kullanıyorum ben.



Organik ped ve hijyen ürünleri natracare markası da bizimleydi



Pekii Kertil Çam kolonyalarını bilmeyen var mı? 1962'den bu yana Tarihi Balıkesir Kolonyacısı. Aile işi yapıyorlar diyebiliriz. Kolonya değil adeta parfüm. Zeytinli kolonyayı koklayıp tekrar Ege'ye dönmek istemeyen var mıdır acaba?



Etkinliğimizin en özel konuklarından biri de Redist bakım ürünleriydi. Sıvı saç kremini kullandığım Redist'in farklı ürünleriyle tanışmak çok güzeldi. Saç spreyi harika tutuyor saçı. Yine her ürünün ayrıntılı yazıları blogta ilerleyen zamanlarda yer alacak.



Bu yaz popüler olan büyükler için boyama kitaplarının en güzellerinden İndigo Kitap'ta bizimleydi. Kendim için bazı sayfaları işaretledim ve boyamalarım bittiğinde küçük çerçeveler yapıp duvarıma asmayı düşünüyorum.

      


Çikolata sevmeyen annemin bile çikolata yemesine vesile olan bir çikolata: Lindt Çikolata. Neredeyse Dünya'nın en güzel çikolatası dediğime pişman ettirmeyen, ortasındaki yumuşacık dolgunun erimesiyle insanın kendinden geçmesine sebep olan bir isviçre çikolatası.




Perwoll markası da bizim yanımızdaydı ve denememiz için bu ufaklıkları yollamıştı.



Hayatımda ilk defa süt reçeli ve taze kekik reçeli yedim. ''Süt bu, nasıl reçeli olur'' demeyin. Ben de şaşırdım ama yapmışlar ve tadını da çok sevdim. Karamelize bir tadı var :) Bu değişik tatlarla Yörük Ali Restaurantları olmasaydı tanışamazdık. Teşekkürler..




Ekoz kozmetik'e de bu mis gibi dolap kokuları için teşekkürler..




Katılan arkadaşlarımı şu şekilde takdim edeyim :)

1) Canım Kendim :)






Devamını Oku »

20 Kas 2015

TEMİZLİK MESELESİ


Konsantre ürünleri kullanmayı seviyorum fakat her markanın konsantre ürünü maalesef iyi olmuyor. Öyle ki konsantre diye alıp bir işe yaramayınca normal ürün gibi bol kullanmaya başladıklarım bile oldu.

Temizlik yapmayı seven biriyim açıkçası. Eve girdiğimde deterjan ve ya çamaşır suyu kokusu almak beni mutlu ediyor rahat ediyorum o evde. Psikolojik sanırım, temiz bir yer diye düşünüp sakinleşiyorum. Bu huyum hastalık derecesinde değil tabiki :)

Bu aralar evimin her köşesinde Sorti Kimya'nın ürünlerini görmeniz muhtemel.
Konsantre ürünlerin gerçekten 'konsantre' olabileceğini bu ürünlerle anladım. Üzerindeki kullanım miktarlarına uyulması yetiyor. Kapağı ölçekli olduğundan rahat bir kullanım sunuyor. Öyle ki bulaşık deterjanı döktüğüm suyu sırf denemek için ertesi güne beklettim ve aynı köpükle bıraktığım gibi duruyordu.



Çamaşır deterjanı, yumuşatıcısı, genel temizlik maddesi bütün kullanım alanlarını evimde denedim ve leke çıkarmasından, kokusundan ve derinlemesine temizliğinden gerçekten çok memnun kaldım. Ayrıca Bulaşık Makinası deterjanı yağlı kirleri çıkarmada bayağı etkili.
Bazı çamaşır deterjanlarıyla yıkama yapıp birkaç saat makine içinde bekleyen çamaşırlarım da değişik bir koku aldığım zamanlar oldu fakat sorti kimyanın ürünüyle yıkamam da böyle bir durumla karşılaşmadım.



Firma ürünlerine bayağı güveniyor ki 15 gün için de iade etme ve paranızı geri almanızın da garantisini veriyor. 80 çeşit temizlik ve hijyen ürünü üretiyorlarmiş.

Firmanın sitesinde  'Sorti Temsilcisi' olmakla ilgili bir açıklama da mevcut. İlgilenen olabilir diye not düşmek istedim :)

Sevgiyle kalın..


Devamını Oku »

3 Kas 2015

ÖLÜMDEN SONRA YAŞAM

İnsan yıldız tozundan ibaret!

13,8 milyar yıl önce henüz zaman ve madde kavramı yokken çok yüksek yoğunluk ve sıcaklıktan dolayı büyük bir patlama oldu ve bugünün bilinen bütün her şeyin temeli atıldı aslında. Yani kanıtlanmamış olsa da fizikçilerin çoğu gerçek kanıta yakın bulgular  ile bu teoriyi özümsemekte.

Patlamayla beraber bazı elementlerin açığa çıkması ve bizim sınırlarımızı zorlayan bir zaman boyunca yoğurulmalarıyla birlikte ilk yıldızlar oluştu. Bunlar o kadar yoğun, büyük ve sıcaklardı ki hızlı yaşayıp genç öldüler demek onlar için uygun bir söz. Fakat küçük kütleli yıldızların hala evrende dolaşıyor olma ihtimalleri var.

Bir yıldız yeterince büyüdüğünde ve artık çekirdeğindeki sıcaklık ile dış kabuğunun soğukluğu arasında sancılar çekmeye başlayıp patladığında, kendi içinde bulunan katmanlarını ve elementlerini uzayın uzak köşelerine fırlatır. Ve yeni bir yıldız oluşmaya başladığında bu tozlar kendine yer bulmuş olur. Bu kısır döngü 13,8 milyar yıldır devam ediyor ve biz de bu yıldızların tozundan bir şeyler kapmış durumdayız.

Dünya bu döngünün parçası olarak küllerden doğdu; doğa, hayvanlar ve bizler bu dünya ve evrenin bir parçası olarak oluştuk, büyüdük, şekillendik.

İnsan-Doğa içiçe. Ayrı düşünülemez.

Yaşamın parçası doğayı o kadar sömürüyoruz, hor kullanıyoruz ki kendi sonumuzu hazırladığımız muhtemel. İşte bu çerçeve de Bios Urn firması bedeni tekrardan doğaya döndürerek 'Ölüm bir kelime, gerçek tek şey hayattır'' diyerek insanı doğaya tekrar kazandırıyor. Ölümü hayatın sonu olarak değil de doğa da bir şeylerin başlangıcı olarak adlandırıyor.

Bunu nasıl yapıyor derseniz, biyobozunur (geri dönüşebilir) materyallerden üretilen ve kişiyi ölümünden sonra bir fidana dönüştüren cenaze vazolarını piyasaya çıkarmasıyla. 2 kapsülden oluşan vazo; tohumun saklandığı bir bölüm ve alındıktan sonra ölen kişinin küllerinin koyulacağı ikinci bir katmandan oluşuyor. İstenilen yere vazonun gömülmesiyle bir kaç hafta da fidanınız büyümeye başlıyor.


Bios Urn 2 katmanlı vazo

Dini inançlarımız gereği cenazelerimizi gömüyor olsakta böyle bir fikir benim tarafımdan hoş karşılandı.





Devamını Oku »

23 Eki 2015

DÜŞÜNÜYORUM, O HALDE VARIM!

Rene Descartes her şeyden şüphe edebiliriz, hatta şüphe ettiğimizden bile şüphe ederken düşünürüz. Hiç bir zaman düşünmekten vazgeçmiyoruz böylece şüphe etmemiz düşünmemizin kanıtı oluyor diyor. Düşünüyorsam varım, yani düşünmek için var olmam gerek diyerek o meşhur sözünü dile getiriyor: DÜŞÜNÜYORUM, O HALDE VARIM.

İşte bir de buna  karşılık eskilerin bir sözü var ki:DÜŞÜN DÜŞÜN, B*KTUR İŞİN!

Düşünüyorum. Sürekli düşünüyorum. Bir şeyleri, bir yerleri düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Zihnimi boş bırakamıyorum. Yapamıyorum. Düşünecek bir şey bulamazsam hayal kuruyorum. Mutlu oluyorum. Çünkü o hayallerde istediğimi yapabilirim. Fakat bazen çok fazla geliyor artık bana bu düşünme işlemi. Yine de beynimin kapatma düğmesi olmadığından istemsiz olarak devam ediyorum.

Otobüste giderken, müzik dinlerken, yolda yürürken, uykuya dalmadan önce ve bazen öyle oluyor ki izlemek için dizi açtığımda bile bir şeyleri düşünebiliyorum veya hayal kurabiliyorum. Diziyi durdurup hayalimi bitirmem gerekiyor tekrar devam edebilmem için.

Aslında bir işe başlamadan, bir şeye kalkışmadan önce ince ayrıntılarını ve sonuçlarını düşünmek çoğu zaman benim yararıma olmuştur.. Fakat keşke bu eylem sadece gerçekten düşünülmesi gereken konular için böyle olsa.

Ben de istiyorum bazen boş boş oturmayı, boş dalıp gitmeyi ama yapamıyorum. Not alabildiklerimi yazıyorum kağıtlara, telefonumun not bölümüne. Ve yazamayacağım yerlerde aklıma gelen düşüncelerim için de üzülüyorum. Ki daha sonra aynı şekilde aklıma gelmeyeceği için. Bir kısmını ara ara burada kullanıyorum düşünüp yazdıklarımın.

Hayal kurmayı çok severim çocukluğumdan beri. Gerçek hayatta yapmak isteyip yapamayacağım ne varsa hepsini orada gerçekleştiriyorum. Gizli güçlerimin olmasından tut da, dünyaca ünlü bir şarkıcı olmaya; futbol müsabakalarında ilk kadın oyuncu olarak Fenerbahçe de oynamaya başladığımdan, dizi karakterlerinin yerini almama kadar devam eden çok geniş bir yelpaze. Bunlara gülen olabilir ama bir o kadar da ''ben de aynı durumdayım'' lafını duyacağıma kesin gözüyle bakıyorum.

Tek ben bu derece düşünen ve hayal kuran biri olamam.

Devamını Oku »

14 Eki 2015

JANZE CELLULİTE CREME

Selülit neydi? Selülit Portakal kabuğu görünümü yaratan ve insanın canını sıkan bir şeydi.

-di'li geçmiş zaman kullanıyorum ben artık bu problem için.

Eski zamanlarda insanların yaptıkları işler, gün içindeki hareketleri böyle bir oluşuma izin vermiyordu fakat günümüzde sağlıksız beslenme, oturarak çalışılması ve hareketsizlik maalesef kadınların, araştırmalara göre %80-%95 arasını etkiliyor.

Özellikle yaz aylarında tatile gidecekken büyük sorunumuz haline gelen selülit problemimi nasıl atlattığımı daha doğrusu en aza nasıl indirdiğimi sizinle de konuşmak isterim.

Her ne kadar kremlerin çözümüne çok inanılmasa da denemeye karar verdim ve Janze selülit kremi denemeye başladım.

Janze cellulite creme


Öncellikle kremden bahsedeyim.
*Kafeinsiz yeşil kahve extreli, aromatik yağ ve özlerinden oluşuyor. Bu yüzden keskin ama çok hoş bir kokusu var. Ferah kokuyor.
*Şişe 150 ml ve Dermatolojik olarak test edilmiş.
*Sürülen bölgenin sıcaklığını artırarak sıkı, pürüzsüz bir cildin oluşmasına yardımcı oluyor. Çok yanma hissedeceğinizi düşünmeyin.
*Kremden ufak bir parça alsanız bile cildinize gayet güzel yayabiliyorsunuz.
*Yapış yapış bir his bırakmıyor.
*Kullanılmak istenen bölgeye sabah-akşam dairesel hareketlerle emilene kadar masaj yaparak yediriliyor. Ben kan dolaşımını hızlandırmak adına fırça da kullandım bu şekilde daha etkili olduğuna inanıyorum.
*Ayrıca bol su içmeye özen göstermelisiniz ki toksinleri rahat atabilelim. Ben günde 1,5 litre içmeye özen gösterdim.
*Bir ayrıntı daha var ki, günlük kendisinin ihtiyacı olmasa da abimle tempolu yürüyüşler yaptık :)
*Sonuç ilk günkü haline göre gözle görünür düzgün bir cilt ve kendime olan güvenin artması. Şu anda olmasa da yazın tatil için diyorum :))


Krem vaatlerine tek başına aldanmak olmaz. Ek olarak yukarıda saydığım bol su içme, egzersiz
gibi tamamlayıcı şeyler yapılmazsa çok etki edeceğini düşünmüyorum. Fakat bunlarla birlikte kremi kullanmak etkilerini 2 katına çıkarır diye söylüyorum.

Sevgiyle kalın..


Devamını Oku »

9 Eki 2015

Fakir mi o ne?

Kış iyice kapıya dayandı. Artık dışarılarda gezemeyince ne yapılıyor, diğer faydalı aktiviteler yerine genelde internete girilip TV'de dizi izleniyor. Ben de haftanın belirli günleri dizi izleyenlerden olduğum için o konuya bir eğilmek isterim. Çoğunlukla yabancı dizi izliyorum; hem boş vaktime göre izleme zamanımı ayarlayabiliyorum, hem de farklı konular bulmak daha kolay diye düşünüyorum. Bu sıralar Türk dizilerine bakıyor musun diye soracak olursanız 2 diziye bakıyorum sadece. Güneşin Kızları ve Kiralık Aşk. Onları da yapacak bir şeyim yoksa erken yatmamak adına izliyorum. Türk dizileri artık kendini tekrar eden bir hal almaya başladı. Bütün diziler köşklerde yalılarda geçiyor, hepsinin çifter çifter hizmetçisi var. Fakir insan yok. O da ne ki. Olan da dibine kadar fakir ama. Arkadaş hiç mi bizim gibi orta halli insan sınıfı yok. Hiç mi 2 şey alıyorlarsa 3. şey için param yok demiyorlar. Ya her şeyi alım güçleri var fütursuzca harcıyorlar ya da ekmek alacak paraları yok. Bir şey daha var ki fakirin de zenginin de bir giydiğini bir daha giymemesi. Biz  abimizin düğünün de aldığımız o abiyeyi, verdiğimiz paranın acısını çıkartana kadar kaç düğün de daha giyebiliriz acaba diye düşünürken, yokluktan evinin kapısına kilit vurmayan kişinin her güne farklı kıyafet giymesi de ayrı bir olay. Eskinin Brezilya dizilerinden ne farkı var bunların. Onların olurdu ya hep çiftliklerde köle dolu evleri.. Ben de o saydıklarımı izliyorum vallahi. Hem de arkalarından atıyorum böyle. Ne yapayım, vakit geçmiyor vakit.

Kitap okumayı çok seven ben son 7-8 aydır bir türlü okumak için başlarına oturamıyorum. Almaktan geri kalmıyorum da bir de okuyabilsem çok iyi olacak aslında. Neyse elbet yeniden istek gelecek, elbet o kitaplar bitecek ve ileride hayalini kurduğum o kocaman kitaplığımın raflarında yer alacaklar.

.
Devamını Oku »

4 Eki 2015

FİLM ÖNERİLERİ 2 (BİLİMKURGU)

Bugün yine sizlere film önerilerinde bulunmak istedim. Fakat bu seferki seçtiğim filmler Bilim Kurgu türünde. Zira ben Bilim kurgu ve Fantastik filmlere bayılırım. Özellikle film izlemeyi severler için; bazen tıkanıyor film seçme konusunda onlara yardımcı olacağını düşündüğüm ve benim izleyip çok beğendim filmleri anlatmak istiyorum. Lafı daha fazla uzatmadan filmlere geçelim..

1) Peekay / P.K.


Bu güzel filmde Aamir khan oynuyor. Başka bir dünyadan gelen P.K 'in  gerçek Tanrı'yı aramasıyla felsefik düşüncelere ve maceralara çıkmasını ve bu dünyada sıcak, masum sevgiyi nasıl bulduğunu anlatıyor. Film hakkında çok güzel yorumlar olsa da, çok çirkin yorumlarda mevcut. Özellikle Gerçek Tanrı arayışında dinlere saygı duymadığı yönünde söylemler var. Fakat söylemek isterim ki film de Tanrı'ya ve ya dinlere hakaret yok. Din tüccarlarını eleştiriyor. Ön yargıyla değil, eleştirel bir gözle izlenmeli bence. Ben filmi çok sevdim ve izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Kendisi Bollywood'un en yüksek kazançlı filmidir.

2) Yeryüzündeki Son Aşk


Bu Bilim Kurgu-Drama Romantik tarzındaki filmimizde Eva Green ve Ewan McGregor oynuyor. Baştan uyarayım bayağı açık bir kaç sahnesi mevcut. Filmde insanların duyularını bir bir yok eden bir virüs ele alınmış. Film insanın doğuştan gelen duyularının nasıl farkında olmadığını ve değişen duruma karşı insanoğlunun nasıl adapte olabileceğini bize gösteriyor. Benim hoşlanmadığım kısım ise finali. Bence daha güzel bir final bizi tatmin edebilirdi. Bakalım siz ne düşüneceksiniz??

3) Prometheus


Film; hayatın başlangıcını arayan bir ekibin evrenin karanlık yerlerine yolculuğunu ve burada yaşadığı maceraları anlatırken, ilerledikçe dünyayı koruma çabalarına dönüyor. İMDB puanı 7.5 olan bu film, benim gözümde biraz daha düşük bir puanı hak ediyor. Filmin 2. bölümü de olmalı çünkü final kısmı bir yere bağlanmadı.


BONUS

4) Kurt Çoçuklar Ame ve Yuki


Biliyorum Bilim kurgu dedim fakat bu filmi anlatmadan geçmek istemedim. Animasyon severler için bence çok güzel bir film. 19 yaşındaki Hana aşık olduğu çocuğun bir kurt adam ve türünün son örneği olduğunu öğrenmesine rağmen ondan vazgeçmez ve evlenirler. 2 Çocukları olur Yuki ve  Ame. Çocuklarda  babaları gibi yarı insan, yarı kurttur. Hana'nın çocukları için verdiği çabaları, sevgisini ve diğer insanlardan kurt yönlerini saklama mücadelesini konu alan film gözlerinizi yaşla doldurabilir benden söylemesi..


Diğer film önerileri için sayfa 1 ve sayfa 2 yi tıklayabilirsiniz.


İyi seyirler diliyorum..
Devamını Oku »

3 Eki 2015

REVOX ŞAMPUAN

Bir çok şampuan deneme fırsatı buluyorum. Maalesef çoğu da iyi gelmiyor saçlarıma.

Bu aralar  Revox Şampuan ı kullandım. Koku olarak pek hoşlanmasam da yapısı şeffaf. Fazla köpürdüğünü söyleyemem. Ama şampuanlarken bile saçlarımda yumuşaklık hissediyorum. Kuruttuktan sonra da yumuşaklık devam ediyor, saçlarım gür ve parlak duruyor.

Revox at kuyruğu şampuanı


Çabuk yağlanma veya kepek yapmadı.Saç dökülmesini engellediği yazıyor fakat benim başka bir durumdan dolayı saçlarım bu aralar çok döküldüğünden bu yönüyle ilgili bir şey söylemem adil olmaz. Her saç tipi için uygun olduğu yazıyor üzerinde ve alerji yapacak bileşimleri içerisinde barındırmıyor. Bu sebeple denemek isteyenler gönül rahatlığıyla kullanabilir. Şuan için memnunum fakat kulak arkasındaki saçlarımda hafif kaşınmalar meydana geldiğini söylemeliyim. Islak saç sevmediğimden sıcak makinayla kurutma yapıyorum, ondan mı yoksa şampuandan mı bir kaç denemeden sonra karara varacağım. Eğer şampuandansa kendisiyle yollarımızı ayıracağımızdan vadettiği hızlı saç uzatma olayını göremeyeceğim için üzüleceğim.  :((


NOT (06.10.2015): Saçlarımda kaşıntılar arttığından şampuanı bırakmak zorunda kaldım. Biraz geç oldu ama yine de iyi gelmediğini anladım. Saçlarım çabuk yağlanır, uzun ve boyalıdır. Şampuanı alacağınız zaman bunları da göz önünde bulundurmanızı isterim.


Sevgiyle Kalın...


Devamını Oku »

22 Eyl 2015

YENİ BİR İNSAN TÜRÜ

Belgesellere meraklı olduğumu daha önce de yazılarımda belirtmiştim. Özellikle evde olduğum bu dönem, yeni ve ilginç şeyler öğrenmek adına bu programlar biçilmiş kaftan.

En çok izlediğim kanal National Geographic'in dergisine de kayıtlıyım ve geçen gün gelen maillerindeki başlık beni öyle heyecanlandırdı ki; bulunduğum mağazada elime geçirdiğim ilk ürünü alıp deneme kabinine girdim orada maildeki başlığın yazısını açıp okudum. (Kalabalığı beklettim, pişman değilim!)

Yazımın başlığından anlaşılacağı üzere yeni bir insan türü bulunmuş ve bu türe verdikleri isim: Homo Naledi.

Geçtiğimiz Ağustos ayında duyurulan bu keşfin insan türünün daha önce hiç bilinmeyen bir atasına ait olduğu düşünülüyor. Bu fosillerin bu kadar çok heyecan yaratma sebebinden biri kemik adetlerinin fazla olması. Güney Afrika Cumhuriyeti'nde bir mağarada bulunan kemikler 1500'den fazla.Mağaraya 'Yükselen Yıldız' adı verildi. Mağaranın bulunduğu yerin çok ücra olmasından dolayı kemik koleksiyonunun çok iyi korunduğu ve bulunan diğer kemiklere hiç benzemediği söyleniyor..

Bulunan kemiklerden anlaşıldığı kadarıyla modern ile ilkel insanların karışımına benzer bu tür insan vücuduna benzerken, bir maymunun küçük beynine sahip. Ayakları büyük oranda insan ayağına benzerken, omuzları ve parmak kemikleri ağaç dallarına tutunmayı kolaylaştıran maymun eklemlerine benziyor.

Uzmanlar genelde bulunan fosillerin yaşını, aynı bölgede bulunan nesli tükenmiş hayvanların kemiklerine bakarak belirliyor; fakat Homo Naledi kemiklerinin bulunduğu mağarada sadece bir baykuş kemiği ve bir kaç kemirgen dişi bulduklarından yaş saptama konusunda şu an pek başarılı olamadılar. Kemiklerin o kadar derinde ve yarıklardan geçilerek ulaşılabilecek bir yerde olması ve de doğru düzgün hayvan kemiklerine rastlanmamış olması, mağaranın mezar olma ihtimali üzerinde durulmasına yol açıyor. Eğer mağara bir mezarlıksa bu kadar küçük bir beyne sahip bir tür için fazla karışık ve detay isteyen bir oluşum.

Bazı uzmanlara göre bu kemiklere bu kadar büyük anlamların yüklenmesi doğru değil. Zira onlara göre bu fosiller, varlığı bilinen Homo Erectus'un ilkel bir hali bile olabilir.

Daha önce yazdığım 'Milyon yıllık taş bebek' başlıklı yazımdaki bilgiler ve burada okuduklarımız birleşince, içinde yaşadığımız dünyanın aslında ne kadar az bir parçasını bildiğimizi insan sorgulamadan edemiyor.

Sevgiyle kalın..


Bilgiler National Geographic araştırmasındandır.




Devamını Oku »

13 Eyl 2015

TOPLANIN! BAŞKA GEZEGENE GİDİYORUZZZ

Tabi ki 25 milyon yıl sonra..

Ama söz veriyorum daha erken olursa, gidilecek gün gelince ilk size haber vereceğim.

Konuya gelecek olursak Nasa geçtiğimiz Temmuz ayında yeni bir gezegen keşfettiğini açıkladı. Tam olarak 23 Temmuzda. İsmi Kepler 452b.

Kepler 452b'nin bu kadar heyecan vermesinden biri kendi Güneşi'nin yaşanabilir bölgesinde yer alması. Bizim Güneş 4,6 milyar yaşında fakat Kepler 452b'nin Güneşi tam 6 milyar yaşında. Yani demek oluyor ki bizim Güneşimizin yaşı, yaşama elverişli bir Dünya oluşturmaya yetiyorsa, Kepler 452b'nin Güneşinin bunu çoktan yapmış olması lazım.

Boyutu bizim Dünyamızla çok benzer fakat az bir farkla daha büyük. Yani yer çekimi daha fazla ama yaşanılabilir seviyedeymiş. Sıcaklığı da ne kadar Dünyamıza benzese de bir miktar daha fazla olduğundan eğer bitkiler varsa tropikal olması gerekir. Hatta yer çekiminden dolayı, hayvan bulunuyorsa eğer mutasyona uğradıkları düşünülüyor.

Kepler 452b Dünyaya benzeyen 4. Güneş dışı gezegen olmasına rağmen boyut olarak Dünya'ya yakın ilk gezegen. Orada 1 yıl tam olarak 385 gün.

Şu an ki olanaklarla oraya gitmemiz milyon yıllar alacak.

(Sesli düşünüyorum
Acaba daha erken olur mu?
Ya İntersteller filmi gerçek olsa. Boşluklardan yararlansak. Gitsek ve hayal bile edemeyeceğimiz medeniyetleri görsek. Beynim yanmadan düşünmeyi bırakıyorum..)


Devamını Oku »

26 Ağu 2015

ZİGAVUS BİTKİ ÖZLÜ SAÇ BAKIM KREMİ

Saçlar Önemli!
Hem fikir miyiz?
Bence Evet.

Bakım yapmak insanı mutlu etse de saçlarımın bakımı ve onların sağlıklı, parlak görünmesi beni daha kendime güvenli kılıyor.

Saçlarım uzun ve boyalı olduğundan her ürün bana göre değil maalesef. En büyük dertlerimden biri de yıkadıktan sonra saçlarımı açmak.

Zigavus'un 12 bitki özü barındıran saç kremini çok merakla denemeye başladım.



Özellikle de bir kullanımdan sonra yorum yapmak istemediğimden bir süre denemeye devam  ettim.



 Kokusu, yapısı ve verdiği parlaklık güzel olsa da; saçlarımda iyice bekletmeme rağmen benim uzun ve boyalı saçlarımı açmada biraz güçsüz kaldı. Ben de saçlarımın kırılmasından korkup kuzenime kullanması için verdim. Onun boyalı olmayan saçlarına biçilmiş kaftan oldu çok severek kullanıyor :)

Bana olmasa da sevdiğim birine iyi gelmesi beni de mutlu etti. Bu tür ürünler herkeste aynı etkiyi yapmadığından bir başkasının denemesine fırsat vermek bence daha mantıklı. Hem ürün ziyan olmuyor hem başkası mutlu oluyor :)


Devamını Oku »

8 Ağu 2015

NATURAL HERBS SARIMSAK ŞAMPUANI

Hangi kız saçlarıyla ilgilenmez, bakım yapmaz, daha güzel, daha parlak görünsün diye kişisel bakım marketlerinde o reyondan bu reyona koşmaz ki.

Ben de onlardanım. Belki de bir tık fazlası. Saçlarım parlak ve sağlıklı göründükçe kendimi daha güzel hissediyorum. Güvenim artıyor.

Bu durumuma uygun olarak ''Natural Herbs'' firması denemem için sarımsak ve keratin özlü bu şampuanı bana yolladılar.

Natural Herbs

İçerisinde Paraben, Boyar Maddeler ve Phenoxyethanol İçermiyor. Bu özellikleriyle birlikte iyice ilgimi çekti ve Uzmanların da önerdiği gibi şampuanın yapısı yarı saydam olduğu için (uzmanlar saydam şampuanları öneriyor) kullanmaya başladım. Sarımsak her şeye iyi geldiği gibi saç için yapılan maskelerde de büyük rol oynuyor.

Kullanmaya başladığım ilk zamanlar güçlü yanını göremesem de herhangi bir olumsuzluk görmediğim için devam ettim. Fakat birkaç kullanımdan sonra saçlarımda çabuk yağlanma ve de özellikle arka kısımdaki saç diplerimde yoğun bir kaşıntı hissedince yollarımızı çabuk ayırmak zorunda kaldık.

Merak edenler için şampuan sarımsaklı olsa da kokusunu çok almıyorsunuz ve hafif kokuyu da mentollü gibi keskin bir kokuyla bastırmışlar. İnsanı rahatsız eden bir koku olmadığını söyleyebilirim. Ve de firma alıcılarla çok ilgili ve kullanım sonrası için de görüşlere büyük önem veriyor.

Tabi ki bu tür ürünler kişiden kişiye değiştiğinden bu şampuanı kullanmak isteyenlere tek referans olsun istemem :)

Sevgiyle Kalın...



Devamını Oku »

1 Ağu 2015

IMAX MUHTEŞEMLİĞİ

Yakın zamanda en çok merak ettiğim konulardan biri olan IMAX sinema deneyimini yaşamak üzere Ankamall'ün yolunu tuttum. ''Antman'' filmine bilet aldım ve o muhteşem salona giriş yaptım.

Düşünün bina büyüklüğünde bir perde. Görüntü o kadar net ve güzel ki. 3D gözlüğü taktığımdan itibaren etraftaki her şeyi unuttum, tek ben varmış gibi oldu ve görseller elimi uzatsam tutacakmışım kadar yakın ve canlı görünüyordu. Bir ara salonun kalabalığını unutup elimi uzatsam mı acaba diye düşünmüşlüğüm var :)

Tabi görüntü kadar ses kalitesi de harika. Salonda filmin seslerinden başka hiç bir şey duymadım :)

Ben IMAX de filmi izledikten sonra daha da normal 3D sinemaya gitmem.

Ama bir de tavsiye vermek istiyorum. IMAX filme gidecekseniz Türkçe Dublaj olmasına dikkat edin. Ben filmleri kendi seslerinde izlemeyi sevdiğimden alt yazılıya bilet aldım ama bina büyüklüğünde perde diyorum, altta yazıyı okuyunca üstte görüntü kaçıyor :)

Bu arada gittiğim 'Antman' filmi de çok hoşuma gitti söylemeden edemeyeceğim. Tavsiye edeceğim bir film oldu benim için.

Sevgiler...


Devamını Oku »

24 Tem 2015

HAKKIMDA BİLMEDİĞİNİZ 11 ŞEY

Bu aralar bloglarda sıkça rastlanana 'Hakkımda bilmediğiniz 11 şey' tagına ben de sevgili blogger arkadaşım elissa sufi tarafından davet edildim.Teşekkür ediyorum..

Cevaplamam biraz uzun sürdü kusura bakma tatlım zira yeni taşındığımız için internetimiz yoktu ama bugün itibariyle bağlattım :)

Bu tag için açıklamayı Elissa'cım güzelce yazmış altta okuyabilirsiniz.

Geçelim sorulara..

1)En sevmediğin özelliğin/özelliklerin neler?

Her şeyi en ince detayına kadar düşünme huyumdan nefret ediyorum. Hayatta hiç bir şeyi akışına bırakamadım.


2)Takıntıların var mı? Varsa neler?

Evet var. Kalemler, kaşıklar yani herşeyin yönü aynı olmalı, o kaşıklar bir o tarafa bir bu tarafa bakamaz!


3)Yaptığın en çılgınca şey?

Geçen gün karanlık bir sokakta, kocaman bir köpeğin yanından tek başıma geçtim. Çılgınlık benim göbek adım!


4)Sürekli anlatamadığın ama hep anlatmak istediğin bir başarın var mı?

Başarılarım illaki var ama bunlar konuşulan şeyler :)


5)Moralin bozukken kendini şenlendirmek için yaptığın bir şey var mı?

Sert müzik dinlerim. Bu moralimi bozan şeyi düşünmememi ve enerjimi oturduğum yerde boşaltmamı sağlıyor.


6)'Bugün gelse dünyayı yakar, onunla kaçar giderim' dediğin bir ünlü var mı?(Türk/Yabancı farketmez)

Kim olursa olsun aileyi arkada bırakıp gitmeye değmez.


7)Sana şans getirdiğini düşündüğün bir şey var mı?(Obje, hareket, kişi vesaire her şey olabilir)

Albert Einstein'in çok güzel bir sözü var: Mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız hayatınızı bir amaca bağlayın, kişilere ve ya eşyalara değil.


8)Hayalindeki meslek ve nedeni?

Hihi biraz garip gelecek ama ben hep keskin nişancı olmak isterdim :) detay detay diye kafayı yiyeceğime bir işe yarayım :)


9)Evde tek başına kaldığında yaptığın ama kimseye söylemediğin şey ne?

Her zaman olmasa da bazen markete gidip aburcubur poşeti yapıyorum ve film açıp bunları yiyorum. Biri gelirse saklarım, asla söylemem :)


10)En sevdiğin filmler?

Hmmm hemen insanın aklına gelmiyor ama

-Karayip Korsanları serisi
-Yüzüklerin Efendisi serisi
-Uyuyana Kadar
-P.K


11)Kendine hangi sorunun sorulmasını isterdin ve cevabın ne olurdu?

Fedakar biri misin diye bir soru duymak isterdim.

Çoğu kişiden fazla olduğuma eminim...




Devamını Oku »

27 Haz 2015

HASSAS CİLTLERE MÜKEMMEL NEMLENDİRİCİ

Merhaba Kızlar..

Benim gibi karma ve hassas cilde sahip olanlar parmak kaldırsın. Görebiliyorum hiç de az değil.

Bana göre karma cildin bakımı daha zor. Normalde Nivea'nın Aqua Sensation Kremini kullanıyordum. Etkilerini şuradan okuyabilirsiniz. En hafif kremlerden biriydi fakat bunu bile biraz fazla sürsem sivilcelerim çıkıyordu.

Neyse ki sonunda cildime uygun bir krem buldum. Topicrem Soothing Fluid. Yüksek hassasiyete sahip karmadan yağlıya eğilimli ciltler için yüksek toleranslı bir bakım kremi. Kızarıklık ve yangı hissini yatıştırdığı yazıyor kutusunda. İçerisinde Gliserin de mevcut bu sayede nemlendiriyor ve diğer özlerle birlikte cildi yatıştırıp benim gibi parlaklığı sevmeyenlere müjde ki, parlaklığı da giderip cildi koruyor. İçerisinde Parfüm, Paraben ve Renklendirici yok bu yüzden gönül rahatlığıyla kullanıyorum.

Topicrem Fluide Apaisant

Bir çok ürün beğenmişimdir, önermişimdir fakat gerçekten bu krem için diyeceklerim az gelir. Cildimde hiç yağlı his bırakmıyor ve hiç makyaj yapmadığım gün duru bir cilde sahibim. Özellikle kendilerine mail atıp çok beğendiğimi söyledim ve yetkili eczaneleri sordum ki oralardan alayım.

Makyaj Temizleme suyu da var fakat bu aralar hiç makyaj yapmadım bu yüzden deneyimlemedim ama bir ürünü kullanmadan yorumları okuma gibi bir huyum vardır, okuduğum yorumlarda herkesin memnun olduğunu ve çok iyi bir temizlik sağladığını gördüm.



NOT 15.09.2015: Topicrem solüsyonunu bir süredir kullandım. Cildimi yatıştırmak ve günlük temizlik için kullanıyorum. İlk zamanlar makyaj temizlemede kullandım fakat göz makyajını o kadar iyi çıkarmadığını söylemek isterim. Kokusuz, su kullanıyormuşsunuz hissi veriyor. Dediğim gibi makyaj çıkarmak için değil de, makyajı çıkardıktan sonra cildi yatıştırmak için kullanmak daha anlamlı oluyor ve de toniğin asıl faydasını o zaman görüyoruz.


Sevgiyle Kalın...


Devamını Oku »

26 Haz 2015

MEDİWELL İLE GELEN MUTLULUK

Merhaba Kızlar,,

2 gün önce Mediwell'den harika bir kargo aldım.



Dudaklarım için balm ararken, dudak bakım kremlerim geldi ve yanında ateş düşürücü bant ile migren için jeller de göndermişler. Allah bu ikisini kullandırtmasın :) Ben migren jellerini ablama verdim onun migreni olduğu için umarım iyi gelecek.




Şu dudak bakım kremlerinin şirinliğine bakar mısınız. Harika kokuyorlar fakat merak etmeyin gün boyu kalıcılığı devam ederken gün içinde kokusunu duymuyorsunuz. Sürekli tatlı sakız çiğner gibi bir kokuyla dolaşmak istemem zaten ben. 4 farklı çeşidi var. Tutti Frutti yi annem kaptı :)

Diğer dudak koruyucuları ve ya vazelinin dudakta oluşturduğu katman hissini bu kremler vermiyor bu yüzden daha rahat ettim. Ben gün içinde çok az su içerim, çünkü sevmiyorum pek su içmeyi bu yüzden sık sık vazelin kullanırım, dudaklarımdaki çatlakları önlemek için. Artık yardımcım bu kremler.

Belki el değmeden sürebileceğimiz bir tasarımı olsaydı daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. Çantamdan eksik etmeyeceğim bir ürün daha benimle artık :)

Mediwell'in diğer yardımcı ürünlerini incelemek isterseniz buraya tıklayın.

Peki sizin dudak bakımı için kullandığınız neler var? Önerilerinizi eksik etmeyin..


Devamını Oku »

İNSTAGRAM ÇEKİLİŞİ

Merhaba Kızlar..

Çisem ve benim İnstagram üzerinden başlattığımız 15 parçalık çekilişimize bekliyoruz hepinizi.


Katılım şartları:

İnstagramda iki bloğu da takip edip, yorum kısmına 3 arkadaşınızı etiketleyerek çekilişe katılmış oluyorsunuz. Ayrıca Repost edenler +2 hak, blogları takip edenler +3 hak kazanıyor.

Unutmayın 15 Temmuz son gün :)




Edit: Kazanan belli oldu; tugbacelik05 isimli arkadaşımız 2 gun icinde iletişim bilgilerini bizim paylaşmali. Aksi takdirde katilanlar arasinda tekrar bir çekiliş yapılacak :) (17.07.2015)




Devamını Oku »

16 Haz 2015

SİYAH NOKTA İÇİN BANT ÖNERİSİ

Hemen hemen herkes burun üzeri ve kenarlardaki siyah noktalardan ve gözenek genişliğinden şikayetçi. Ben de onlar arasındayım.

Maalesef gün içinde makyaj, havanın kirli olması, cildin yağlılığı, gözenek genişliği derken bunların sonucunda yüzümüzde kötü görüntü oluşuyor.

Tonikler denedim ama siyah noktalar için çok iyi sonuç alamadım. Sıkmayla da giderilecek gibi değiller. Sonradan bantları denemeye karar verdim ve sonunda çok iyi olduğuna kanaat getirdiğim ve bittikçe aldığım siyah nokta bantlarım oldu. Watsonstan aldığım Beauty Formulas marka bantlar. O kadar güzel temizlik sağlıyor ki burun üzerindeki ufak tüyleri dahi çıkarıyor. Kutu içerisinde 6 adet mevcut. Ve ne yazık ki indirimlerde bile fiyatı pek düşmüyor.



Bant kullanan arkadaşlarım genelde bir işe yaramadıklarını söylediklerinde ben bu markayı öneriyorum ve kullananların hepsi memnun.

Ama bazen bandı yapıştırırken kuru yüze uygulayan ve ya yıkanmış ama kurulanmış cilte yapıştırmaya çalışanları duydum. Bu şekilde bant yapışmaz  ve siz bunların bir işe yaramadığını düşünürsünüz. Ben banyodan sonra yüzümü hiç kurulamadan bantı yapıştırıyorum. Yani yüzüm hala ıslakken bu şekilde çok iyi cilde yapışıyor ve 10-15 dk. beklettikten sonra sertleşen bantı çıkarıyorum. Sonuç ortada.


Her ne kadar bu resmi paylaşmak istemesem de size ne kadar temizlediğini göstermek istedim.

Devamını Oku »