31 Mar 2015

KARANLIKTA GÖRMEK ARTIK MÜMKÜN!

Bilim insanları durmadan çalışıyor.



Amerikalı Bilim İnsanları denizin dibindeki karanlık bölgelerde yaşayan balıkların gözlerinden elde edilen, gece körlüğünün ve bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan Chlorine6 adlı damlanın göze damlatıldığında, 1 saat kadar sonra zifiri karanlıkta nesnelerin daha rahat seçilmesini sağladığını ortaya çıkarmışlar.

İçine göze zarar vermeyen başka maddeler ilave edilerek kademeli olarak ilk önce 10 metre daha sonra 50 metreye kadar görüş sağlanmış.

Damlanın asıl yapılma ve kullanım alanı gece kurtarma operasyonları olacakmış. Fazla vakit geçmeden piyasaya sürüleceği iddia ediyor.

Damla göze herhangi bir zarar vermiyormuş; fakat retinanın aşırı ışık emmesi sebebiyle kapalı alanda güneş gözlüğü takmak gerekebilirmiş.

Ayrıntıları okumak isteyen olursa çalışma ile ilgili makale 'Science for the masses (Halk için bilim)' adlı sitede yer alıyor.


Devamını Oku »

30 Mar 2015

YURT ANILARI

Ben yurt anılarını dinle dinle bitiremiyorum. Anlatmayı çok sevdiğim gibi dinlemeyi de çok seviyorum.

Ben Giresun Şebinkarahisar'da yurt hayatımı yaşadım. İlk gittiğimde saat 21:30 da giriş saatimiz vardı. Çoğu yurda göre epey erken bir saat. Yaz saati uygulaması da 22:00 idi :)) Benim için sorun olmadı bu saatler zaten erken yatan bir insanım ve gece gezmeleri bana göre değil.
Yurda yedek sıralamalardan zar zor girdim.Olmayacak üzüntüsüyle babamla bayağı ev aramıştık ama evler o kadar kötüydü ki okulu dondurup dönmeyi bile düşünmüştüm. Ama şans işte yedeklerden asıllara geçtim. A blok 306 nolu oda benim yeni yaşam alanımdı. Odamız o kadar küçüktü ki 2 kişi aynı anda ayakta olamıyorduk. Söylemesi ayıp kattaki lavaboda, banyoda pencere yoktu. Çamaşır odası denilen  yerde de pencere yoktu, her yer nem kokusuydu. Ben yine de hiç şikayet etmedim. Oda arkadaşlarım çok iyiydi onlarla eğlenip yıllarımı dolu dolu geçirdim. Yurtta kalanlar bilir genelde her hafta bir kız sinir krizi geçirir ve ambulans gelir :) Bir gün merdivenlerden üzerime gelen sandalyeden son anda kurtulmuştum. Sonra şu meşhur anonslar ''erkek personel katlara çıkacaktır' haydaaaa ama banyoya girecektik. Erkek personel giderdi ama o banyoyu boş bulmak eziyet olurdu. Haftanın 7 günü vardı ama yurda gelen yemeğin çeşidi nedense 4den yukarı çıkmıyordu. Şehriye çorbası, yayla çorbası bizim yurdun yemeklerinin vazgeçilmeziydi :/ Bunları almak için küçük kuponları kullanırdık. Belirli miktarı aşarsa yemek, kalanını para ile öderdik. Hafta sonlarına kupon yoktu ama sanırım sonradan hafta sonuna da koymuşlar. odada sallama çayımızı içelim diye kantinden, gittiğimiz cafelerden peçete arasına şekerleri az koymadık :)

Yurt partileri olurdu dönem sonunda. Erkek yurdu ile karışık eğlence. Menüde sadece karışık meyve suyu olan :) 
Erkek yurdunda kalan arkadaşlarımdan dinlediğim kadarıyla onların şakaları, birbirlerini korkutmaları hiç bitmezdi, daha eğlenceli gelirdi dinlemesi bana.

Bana yurt anılarınızı anlatın. O güzel hikayeler unutulup gitmesin. Ben başkalarından duymadan hatırlayamıyorum bazen anılarımı.
Devamını Oku »

28 Mar 2015

NASIL BİR ERKEK

Herkesin hayalini kurduğu, aklında olan kriterleri vardır. Her güzelin gönlünde bir aslan yatarmış. Benim gönlümün aradığı aslan:

Boteks elbiseleri giymeli


Beril kol düğmesi takmalı


Gıbbs traş kremi kullanmalı


İş Bankası ile çalışmalı


Harley - Davidson'a binmeli


Ve annesinin Tursil kullanması gerekiyor.



ÇÜNKÜ BEN

Altınbaş krem kullanıyorum



Derimod Shop'tan ceket giyiniyorum




Ma Griffe parfüm kullanıyorum


Mendilime Şükufe kolonyası döküyorum


Vee Şahane polo Belde bisikleti sürüyorum.







Devamını Oku »

DERMOKİL KİL ETKİLİ TEMİZLEYİCİ MASKE

Kadınlar Günü'nde aldığım bu maskeyi anca deneme fırsatı bulabildim ve sizinle de paylaşmak istedim. Özellikle değil ama yaşım ve karma cildime uygun olan bir maske arayışında görüp aldığım bir maske bu. Üzerinde de 25+ diye yazıyor o yüzden yaşı biraz daha küçük arkadaşlar bence dikkat etmeli bu tür uyarılara. Cildimizin yapısına uygun olamayan ürünler kullanmayalım.



Gelelim kullanım deneyimime.
1) Maskenin dokusu pütürlü değil rahatça sürülebiliyor. Tabiki dudak çevresi ve göz çevresine sürmüyoruz.
2) Çok hafif bir kokusu var burnu hassas olanlar alabilir kokuyu ama herkesin alacağını sanmıyorum.
3) Bekleme süresinin sonuna geldiğimde yüzümde hafif bir gerilme hissettim ama diğer maskeler kadar değil
4) İş yıkamaya geldiğinde kolay kolay çıkmıyor. Siz de fark edecekseniz ama çıktı diye suyu kapatmayın hala yüzünüzde ince bir tabaka kaldığını göreceksiniz.
5)Yıkama bittikten sonra yüzümü kuru değil yumuşak ve yeterince nemli hissettim ve bu hoşuma gitti.

Üzerinde haftada 2 kere kullanabilirsiniz yazıyor. Ben henüz ilk kez kullandım ilk deneyime göre memnun kaldım. Umarım sonradan sivilce yapmaz. Öyle bir şey olursa buradan paylaşacağım. 

Siz kullandıysanız deneyiminizi duymak isterim ... 

NOT: Bugün maskeyi kullanmamın 3. günü ve yüzümü hala nemli hissediyorum, sivilce de çıkarmadı. Kesinlikle tekrar tekrar alacağım bir maske oldu kendisi.

Devamını Oku »

26 Mar 2015

GEREKSİZ GEREKLİ

Hani vardır ya aslında hiç almanın bir gereği yoktur, hayat onsuz da gayet güzel devam eder, hatta ''adamların işi gücü yok buna mı kafa yormuşlar'' dediğimiz o nesneler. İşte ben artık öyle olumsuz şeyler konuşmayacağım onlar için. Fikrimi değiştirmemi de alttaki sağladı..

Bir ürün hem gereksiz hem de bu kadar mı kullanışlı olur. Meyve yemeyen Burçak, bunun sayesinde oturup meyve yer oldum. Tabi illaki elma olacak diye bir şey yok. Armut, portakal ne dilimlemek istersen. Meğer hayatımın buluşlarındanmışta haberim yokmuş. Hep görürdüm çarşıda falan elim hiç gitmemişti almaya. Geçenlerde görünce yine, artık ertelemek istemedim. İyi ki almışım. Annem tembel icadı diyor kendileri için :) tabi bunu kullanan ben olunca ucu bana dokunuyor :)) Ama haksızlık abimde artık meyve yer oldu. Hem de her şey bu dilimleyici sayesinde.


Buradan kendisine teşekkürlerimi borç bilirim :)

Devamını Oku »

25 Mar 2015

MİLFÖY TATLILIĞI

Eveeet. Bugün akşam çayın yanına bir şey yapmak istedim. Ama malum işten geliyorum ve insan o yorgunluğun üstüne bir şeyle uğraşmak istemiyor. Bisküvi falan da pek sevmem o yüzden düşünürken aklıma önceden yaptığım bu çok basit çikolatalı milföy geldi. Fazla emek gerektirmeyen, çabucak oluveren bir atıştırmalık.



Aldığınız hazır milföy biraz yumuşayınca ortadan bölerek kareler halinde bırakın. Sonra karelerin yarı üçgenine evdeki kahvaltı çikolatanızdan sürün (ben nutella değil çokokrem sevenlerdenim :) ).
Daha sonra kareyi üçgen şeklinde kapatıp yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye dizerek önceden 180 derecede ısıtılmış fırına verin.Tavsiyem üçgenleri birleştirirken sıkı birleştirmeniz yoksa pişmeye başladıkça açılıyor.


Dakika vermeyeceğim çünkü kimisi çok çıtır kırmızılaşmış seviyor bense o kadar bekletmedim. Çıkartıp soğuttuktan sonra her yerini kaplayacak şekilde pudra şekeri eleyin. Her yerine elenmezse milföyün tadı çok geliyor ve tatlı yiyormuş hissi vermiyor.



Bir tavsiye daha misafire yapmaya karar verirseniz sadece yakın akrabalara olsun yoksa yiyenler içlerinden pek hoş şeyler söylemezler zira insanın ağız çevresi pudra şekeri oluyor ve milföy hamuru gereği kıyır kıyır ayrılıyor :)

Ben hem çabuk olmasından, hem de tadını sevdiğimden ara ara yaparım. Umarım siz de canınız uğraşmak istemediğinde yaptığınız tarifleri benimle paylaşırsınız. Çalışan kadın tariflerinden olsun :))
Devamını Oku »

24 Mar 2015

BLOG KEŞİF ETKİNLİĞİ

Merhabalar :)) bugün kim ne yazmış diye bakarken güzel bir konuya rastladım :)

itsusgizcis bloğu arkadaşlar blog keşif etkinliği yapmışlar. Hoşuma gitti böyle bir şey, farklı konular, yazılar, resimler içeren diğer sayfa sahipleriyle tanışmak bence ufkumuzu genişletir iyice sosyalleştirir. O zaman buyrun siz de kaynaşalım :)) tık tık
Devamını Oku »

ÇOCUKLUK ENSTANTANELERİ

Her büyümüş bireyin geçmişinde barındırdığı bir isim alay konusu vardır.

Benim adım Burçak. Buradan bakınca normal geliyor ama aklınıza gelen ilk şeylerden birinin de 'Eti Burçak' ya da 'Burçak Tarlası Türküsü' olduğunu biliyorum. Alınmam söyleyin :)

Yıllarca bu sözleri duydum ben -ki hala da duyuyorum. ilkokulda sürekli ''Eti Burçak'' diye dalga geçerlerdi benimle. Öyleki bir gün sınıftaki bir çocuğu çok kötü itmiştim oda beni kovalamaya başladığı için kaçıp sığındığım Öğretmenler Tuvaleti'nden ders zili çalana kadar çıkamamıştım. Oda dalga geçmeseymiş. Hep düşünürdüm büyüyünce ismimi kesin değiştireceğim diye. ''Bir 18 olayım yeter. Ne koysam acaba? Gül mü olsa, Ebru mu olsa yoksa Bahar mı olsa?'' bunları düşüne düşüne zaman geçti liseye geldim. Tabi ki isim dalgaları miadını doldurmuş oldu. Bu sefer ismimi sevmeye başladım. Kendimle özdeşleştirmem biraz zaman aldı ama ismim ve beni ayrılmaz bir bütün olarak kabul ettim. Sonuçta yıllarca Burçak diye seslendiler bana başka bir isim söylediklerinde dönüp bakmazdım bile.
Şimdi ise 26 yaşımdayım. Tanışma faslında hala ''aa Burçak Tarlası diye bir türkü vardı dimi?'' diyorlar. Evet, var, severim diyorum. Onlar espiri farzetselerde, bir düşünseler kaç yıldır aynı anı yaşadığımı :))

Aranızda bu konuda muzdarip olan birileri var mı? Kimi insan çok takıyor bu isim meselesine. Peki siz?


Devamını Oku »

23 Mar 2015

PUZZLE

Bugün, arkadaşım sayesinde başladığım ve tutkuya dönüşen bir olaydan bahsetmek istedim sizlere.

Arkadaşım beni düşünmüş ve hediye olarak bu puzzle'ı bana almış. Hep istemiştim kendime almayı ama nedense gidip bir türlü almamıştım. Beni okumuş olmalı ki istediğimi bilmiş.

İlk defa puzzle yapmaya başladığım için özellikle aynı renk tonları beni zorladı biraz ama sonunu mutlu bitirdim :) O kadar heveslendim ki başladığım da, işten gelip yemeğimi yer yemez başına oturdum. Bazen müzik açtım, bazen koca bir kase mısır patlattım odaya gitmeden önce. Seveceğimi biliyordum ama bu kadar olacağını sanmıyordum. Meğer bu da büyük bir tutkuymuş. Vardır mutlaka sizinde tutkunuz olan şeyler. Ya da belki o tutkunuz puzzledır. Beni artık puzzle yapmaktan herhangi bir şey usandır mı? Bilemiyorum.

Peki ya sizin böyle tutkularınız var mı??

Habersiz rakipler



Devamını Oku »

21 Mar 2015

RENK DEĞİŞTİREN AYAKKABI

Sanırım biz kızların en büyük dertlerinden biri olan ''bu elbise altına hangi ayakkabı gider'' sorunumuza çok kısa zamanda çözüm geliyor.

Litvanya'da bir elektronik firması renk değiştiren bu ayakkabıları üretmiş.

Renk değiştiren elektronik ayakkabı

Ayakkabı sadece renk değiştirmiyor çiçek, kurdele gibi desenlere de bürünüyor. Üstelik bunları telefondan tek bir tuşla yapıyoruz. Henüz üretimde değil ama önümüzdeki aralık ayında üretime geçirmeyi planlıyorlarmış. Şimdilik belirlenen satış fiyatı 249 dolar.

Değişimler


Teknoloji o kadar ilerledi ki renk değiştiren elbiseden sonra bir de bu ayakkabı çıktı. Kendim için elbiseyi düşünmem ama bu ayakkabıyı gerçekten düşünebilirim. Düşünsenize bir çift bu ayakkabıyı kaç farklı elbise ile kombin yapabiliriz. Benim aklıma yattı doğrusu. Topukları 8,5 ve 11,4 boyunda olan iki versiyonu olacakmış. Çok topuklu giyemiyor olmam ne kötü.

Kendi gözlerinizle görün :)







Devamını Oku »

GÖZ RENGİNİ DEĞİŞTİRME

Hani çoğu kişi ister ya gözlerim yeşil ya da mavi olsun diye işte bu isteği karşılayan bir operasyon mevcut artık. Nedense genelde kendimizde olmayan şeyleri isteriz hep. Benim gözlerim ela, yeşil olsa fena olmaz diye düşünürüm ara ara; ama lens takmayı hiç istemedim. Müşfik Kenter'in bir sözü var ya ''Nedir gençlerdeki bu lens merakı? Gözler de sahte olduktan sonra, insan neye bakıp inanmalı..'' diye ben de buna inananlardanım.

Neyse gelelim konunun özüne. Göz renginden hoşlanmayanlar ve ya değiştirmek isteyenler için artık mümkün bu. ABD'de bir doktor kahverengi pigmentleri 20 saniyede ortadan kaldıran lazer ışını buluşu yapmış. Önce göz merceğinin bir fotoğrafı alınıp nerelerin ışına maruz kalacağı belirleniyor daha sonra bir kaç kez tekrarla bu belirlenen bölgeler ışınla vuruluyormuş.Şu an da hala deneme aşamasında olan buluşun sahibi Doktor, önce kadavralar üzerinde denemiş daha sonra canlı denekler ile deneyini sürdürüyormuş.

Televizyonda izlediğimde göze zarar vermiyor merceğin iç kısmına müdahale edilmiyor diyordu ama araştırdığım yazı kaynaklarda doktorlar yine de kalıcı görme hasarları bırakma olasılığının yüksek olduğunu söylüyor.

Ben doğallıktan yana biri olarak ve biraz da canımın tatlılığından sanırım, böyle bir şeyi kendim için düşünmem bile; ama göz renginden memnun olmayanlar varsa kaynaklara göre 2 yıla kadar iş ticari boyuta dönmüş olur.


Devamını Oku »

18 Mar 2015

EN BÜYÜK TUTKUM YILDIZLAR

Yıldızlara bakmayı sevmeyen biri var mıdır bilmiyorum ama günlük hayat koşuşturmalarından bakmaya fırsat bulanların sayısının çok az olduğunu düşünüyorum.

Küçüklüğümden beri en sevdiğim şeylerden biridir gökyüzüne bakmak. Ama baktığım zaman hep yıldızları görmek isterim. Evimiz en üst katta olduğundan saatlerce balkonda uzanıp yukarı bakardım kayan yıldızları görmek için. Onları izlemek ayrı bir heyecan, ayrı bir mutluluk verir bana. Kim katılır bu diyeceğime bilmem ama hep oralarda bir yerlerde bizden ayrı yaşam süren varlıkların  olduğunu düşünmüşümdür.Yani aklın alamayacağı büyüklükte olan bir yerde, sırf biz göremiyoruz diye yalnız olduğumuza kimse inandıramaz beni.

Bu konularla ilgili belgeselleri, dergileri kendimce takip etmeye çalışırım ve Hubble'ın ilk kez 1995 yılında görüntülediği yaratılış sütunlarını 20 yıl sonra yeniden görüntülediği resmi görünce dakikalarca gözüm takılı kaldı.


1995 yılı ve 2015 yılı görüntüleri


Resimlerde genç yıldızların gazlar içinde oluşumlarını görüyoruz. Kimileri bu sütunlar için yıldız fabrikası derken, kimileri fil hortumu adını koymuş.

Asıl okuduklarım arasında ilgimi çeken en önemli şey bu sütunların 6 bin yıl önce bir süpernova (yıldız patlaması) ile yok olmuş oldukları. Dünya'dan 6 bin 500 ışık yılı uzakta (1 ışık yılı=10 trilyon kilometre) olmalarına rağmen yok oluşlarını görmemiz için 1000 yıl daha geçmesi gerekiyormuş.


2015 Hubblegörüntüsü

Soldaki resim görülebilir ışık ile çekilmiş, sağdaki resim ise Kızılötesi ışık ile çekilerek oluşumun en ince ayrıntıları bile görüntülenmiş.



Devamını Oku »

17 Mar 2015

SİYAH NOKTA TEMİZLİĞİ

Merhabalar.. Sanırım siyah noktalardan muzdarip olmayan pek kişi yoktur.

Ben de şimdiye kadar genelde siyah nokta bantları kullanmış biri olarak (ki kullandığım bandı başka bir postta yazıcam çünkü çok memnunum) kendime uygun bulduğum başka 2 ürünü sizlerle paylaşmak istedim.


            


Ben Loreal'in ürünlerini oldum olası çok sevmişimdir. Bu peelingini ilk defa denemek için aldım ve çok memnun kaldım. İçerisindeki partiküller oldukça küçük olduğundan siyah noktaları derinlemesine çıkarmasında artı bir avantaj. Benim cildim karma bir cilt ve her ürünü kullanamam. Hemen sivilce yapar. Bu ürünün üzerinde de yazıyor tüm cilt tipleri için uygundur diye ve gerçekten hiç bir sıkıntı çıkarmadı yüzümde. Ortasındaki cleanpod yerinden çıkıyor ve peelingi nohut büyüklüğünde üzerine sıkıp yüzünüzü bu şekilde temizliyorsunuz.Sert bir ürün olduğunu düşünmeyin sakın. Tam olarak cilt temizliğine uygun ve peelingi derinlemesine yapabilmek için üretilmiş. Banyodan banyoya uyguluyorum ben.



Evet temizlenen ve açılan gözenekleri olduğu gibi bırakmak hem yeni ve çok siyah noktaya davetiye çıkarmak olur hem de sivilce oluşumunu tetikler. Benim peeling sonrası kullandığım ürün genelde saf gül suyu oluyor. 
Sabahları cildim için yaptığım temizlik ise Diadermine'nin sıkılaştırıcı&canlandırıcı cilt toniği ile. Belki iki arındırıcı ürünün üst üste kullanımına sıcak bakmayanlar olabilir ama dediğim gibi benim cildim çok hassas ve gerçekten bu şekilde hem cildimin temizliğini sağladım hem de cildime kötü etkileşimi sıfır. Toniği kullanırken rengi ve kokusu bana soğuk çay kullanıyormuşum havası verdiğinden hoşuma gidiyor.Tonik içerisindeki pro-kolojen ile sıkılık ve esneklik için kolajen yoğunluğunu artırmaya yardımcı olmayı vaad ediyor ve ben bu vaadi yerine getirdiğine inanıyorum.

Sizin siyah noktalar ile başa çıkma yöntemleriniz nelerdir? Yeni şeyler öğrenmek isterim.


Devamını Oku »

16 Mar 2015

YOĞURT MAYASI

Merhabalar.. Bugün bir çok annenin süt alıp evde yapmayı tercih ettiği yoğurt mayalama işleminden konuşmak istiyorum.

Benim annem de yıllardır evde yoğurt mayalar. Kendisi olmasa alışkanlığını ben devam ettirip süt alıp mayalarım. Bu konunun bazen can sıkıcı tarafları olabiliyor. Evde maya kalmaması, komşuda bulamama gibi. Bakkal yoğurduyla mayalamak hem yoğurdu tatlı yapıyor hemde istenilen kıvamda tutmuyor, bilmem bu fikrime katılır mısınız ama yoğurt adeta sünüyor. İçine ne kadar bir fiske tuz ve birkaç damla limon damlatsakta yeterince iyi yoğurt elde ettiğimizi düşünmüyorum.


Birkaç hafta önce keşfettiğimiz toz yoğurt mayasını anlatmak isterim.



Kullananınız var mı bilmiyorum ama biz denemek amacıyla önce normal saf mayadan almıştık ve memnun kaldık. Tekrar almaya gittiğimizde bu prebiyotik olanını gördük ve tercihimizi bu yönde kullandık. 1 ile 3 litre arası sütü gerçekten çok güzel mayalıyor ve hem prebiyotik yoğurda kavuşuyorsunuz, hem tadı çok lezzetli oluyor. Biraz yoğurt sünüyor gibi oldu fakat üzerinde yazan litreyi biraz aşmıştık ondan olabilir düşüncesi içerisindeyim.

  • Kabızlığı rahatlatma
  • Bağırsak pH'sını düşürme
  • Bağırsak bakteriyel dengesini yenileme
  • Kan kolesterol seviyesini etkileme
  • Bağırsak kanseri riskini azaltma
  • Bağışıklık sistemi üstüne etkileri
  • Bebeklerde daha iyi bir bağırsak mikroflorası

Devamını Oku »

15 Mar 2015

KİTAP KURTLARI

Kitap okumayı seven herkesin sevdiği bir tarz ve bu alanda çok sevdiği bir yazar mutlaka vardır.

Bana soracak olursanız sevdiğim tarz için: Gerilim/Macera/Polisiye
                                      sevdiğim yazar için: Jean Christophe Grange

Bu yazarla tanışmam sevdiğim tarz olan ve filmi de bulunan 'Kızıl Nehirler' kitabını almamla başladı. Öyle sevdim ki tarzını, betimlemelerini ve kitabın ilk satırından başlayıp son satırına kadar süren o heyecanı diğer kitaplarını araştırıp, alıp, okumak istedim hemen. Ve yaptım da :)



Kızıl Nehirler, Taş Meclisi, Kurtlar İmparatorluğu kitapları filme de çevrildi. Jean Reno, Monica Belluci gibi ünlü isimler var bu filmlerde. İçinizde filmleri izleyenler var mı? Ben nedense kitapları okumayı tercih ediyorum ve kitabını okuduğum bir konunun filmini izleyemiyorum. Sanırım kitabı çok sevip filmde konunun çoğu zaman değiştiriliyor olması buna sebep.


Yazarın son kitabı Kaiken. Yeni değil çıkalı ama aldığım halde bu dönemdeki iş ve evde sorumluluğumun kat kat artmasıyla henüz okuma fırsatım olmadı ve bu beni üzüyor. En kısa zamanda okuyacağım.
Bir de yazarın çizgi romanı var Zener'in laneti diye ama bulamadım hiç bir yerde. Bilen varsa haber verirse mutlu olurum :)


Devamını Oku »

14 Mar 2015

DİZİ YORUMCUSU

Evet bir de şu konuyu tartışalım.  Şu an babaannem biz de ve zorla Güllerin Savaşı dizisini açtırdı.

Açtırdı ama izlemekle kalmayıp, oyunculara komutlar veriyor.  Ne yazık ki oyuncular onu duymamakta ısrarlı :)

Benim gördüğüm bütün yaşlılar televizyona müdahale etmeyi seviyor; ama ben şikayetçi değilim bu konudan, hoşuma gidiyor hatta babaannemin bu halleri. Şunu da söylemeden edemeyeceğim benim babaannem çok iyi bir futbol izleyicisidir. Maç olduğunda asla kanalı değiştirmenizi istemez. Hele ki Türk Milli Takımı'nın maçıysa herkesten fazla tezahürat yapar, herkesten fazla futbolculara yön vermeye çalışır.  Haliyle takım yenilse de pekte yüzümüz asılmaz bizim..Rahmetli dedem de ajansları izleyip yön vermeye çalışırdı :)

Var mı sizin de böyle televizyona müdahale etmeye çalışan yakınlarınız? Hoşunuza gidiyor mu bu durum yoksa sessiz izlemeyi mi tercih edersiniz ?
Devamını Oku »

GARİP MESLEKLER

Geçen gün haberleri izlerken balığın üstüne limon sıkılır mı sıkılmaz mı tartışmasında bir bayanla röportaj gösterdiler ve altta bayanın mesleği 'Yemek Stilisti' olarak yazıyordu. Açıkcası bana garip geldi biraz. Yani gurmeyi duydum, gıda teknolojisini duydum ama stilistini hiç duymamıştım. İnternetin başına geçince aklıma geldi biraz araştırmak istedim. Başka ilginç mesleklerde buldum. İlginç olabilirler ama kazançları insanın neden bu mesleklere yönlendirdiğini açıkca gösteriyor.

Denizaltı Aşçısı: Denizin altında olmak fikri biraz ürkütücü geldi bana





Usta Şarap Garsonu:Müşterilerin yemeklerine en uygun şarabı seçiyorlarmış. (Hiç öyle lüks bir yere gidemedim :) /)



Uçak İcracısı: Yüksek riskli bir iş olsa gerek



Kafatası Avcısı: Hayır insan öldürmüyorlar aksine buna eğilimli aranan kişileri ve ya hapishane kaçkınlarını tekrardan aynı yere göndermek için uğraşıyorlarmış.



Beyaz Kedi Avcısı: Merak etmeyin kedi avlamıyor, sanal dünyada güvenlik açıklarını yakalıyorlar.



Yılbaşı Ağacı Taciri: Böyle bir meslek olması düşündürücü



Golf Topu Toplayıcısı/Dalgıç: Golf sahalarında bulunan su göletlerinde biriken topları topluyorlarmış


Eminim daha garip olanları da vardır. Ne diyelim işlerinde kolaylıklar diliyorum :)





Devamını Oku »

13 Mar 2015

KLASİK ANNE SÖZLERİ

Aslında burada sizinle paylaşmak için yazmaya başladığım başka bir yazı vardı; fakat bir yandan da annemle sohbet ederken hani o 'klasik anne sözleri' dediğimiz cümleleri kullanınca kulağıma hoş ve eğlenceli geldi ben de hem sizinle paylaşıp hem de acaba sizin annenizin farklı özlü sözleri var mı ya da aramızdaki anneler en çok hangi cümleleri kuruyor duymak istedim.

Bu yazıyı yazmama yardımcı olan ilk özlü sözünden başlamak isterim :)

*Her yer, her yerde..

*İçine bir şey giydin mi..

*Rezillik/borç hırtlakta..

*Anne olunca anlarsın (Dünya anneleri sözü sanırım :) )

*Geliyor beş kardeş..

*Bu kağıtlar lazım mı? Atıyorum bunları?

*Bana bakın gidin dışarda ne yapıyorsanız yapın evi yeni temizledim..

*Baban eve gelsin görürsün..

*Bu tabak bitmezse büyümezsin..

*Kızdım mı, adım kızdı oluyor..

*Seni alan 3 gün sonra geri getirir..

*Hep sen yüz veriyorsun buna bey..

*Saçlarını düzleştire düzleştire kel kalacan

*El deliye ben akıllıya hasret..

*+Nerdesin oğlum? -Otobüsteyim anne. +Çabuk ol..
Devamını Oku »

8 Mar 2015

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Öncelikle kadınlar günümüz kutlu olsun!

Bu gün aslında İnsan Hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır. Her ne kadar bayramlar gibi çoşkulu olmasa da, diğer özel günler kadar mitingli, ağır toplantılı haller içerisine girilmese de bu günün içinde kadın için özel bir şey olduğunu bilmek bile bence güzel.

Bu günün bir diğer özelliği varki bence çoğu bayanın da bildiği üzere kişisel bakım ürünlerinde markaların yaptığı çılgın indirimler. Migros et ürünlerinde bile indirim yapmıştı ama o konuya girmeyeceğim :)

Ben de bu gün her sene olduğu gibi Ankamall avm'ye giderek gratis, watsons ve migros fiyat incelemelerimi yapıp ihtiyaçlarımı aldım.



Bazı ürünlerden iki adet aldım hazır indirimi bulmuşken çünkü çoğu kullanıp sevdiğim ürünler. Siyah nokta bantları benim favorim. Loreal'in Telescopic Mascarasını ilk defa kullanacağım bu yüzden deneyen varsa yorumlarını duyarsam çok sevinirim.

Siz bu indirimden neler aldınız? İndirim  miktarı yeterli miydi sizce?


Devamını Oku »

Enerjin uzaya çıksın!


Hiç ummadığım bir anda kazandım bu hediye metroları.



Dediğim gibi aslında hiç beklemiyordum böyle birşeyi. Twitter'ın sıkı kullanıcısıyımdır. Ülker metro adlı kullanıcının açtığı bir tag olan #uzayamesajım başlığına ben de aşağıdaki gibi bir tweet attım.



Bu tweette ben evrene gönderdiğimiz mesajlardan bahsetmiştim aslında, hani evrene mesajı göndeririz ama gerçekleştiğini pek göremeyiz işte onu anlatmıştım ama ülker metro yanlış anladı beni  canı sağolsun :)

Her ne kadar beni yanlış anlasada bir kaç gün sonra benim için attığı bu tweetle gönlümü almış oldu. 
Ne kadar enerjiyle doldum bilmiyorum ama buradan teşekkürlerimi bir borç bilirim :)


Devamını Oku »