30 Nis 2015

ALASKA'DA HAYATTA KALMAK

İçinizde mutlaka vardır belgesel izlemeyi seven birileri. Ben de bayılıyorum, belgeseller sayesinde Dünya'nın yeni yerlerini keşfetmeyi, hayvanların dilini öğrenmeyi, gizli şeylerin açığa çıkmasına tanıklık etmeyi. Mumyalar, dinazorlar, yıldızlar, şifreli sanatlar, hayvanlar alemi derken normal kanallara geçiş yapamıyorum bir türlü.

Özellikle bu kanallarda, asıl amacın dayanıklılık ve yaşam mücadelesi olan yarışma programları izlemeye bayılıyorum. National Geographic kanalında yayınlanan ''Alaska'da hayatta kalmak'' isimli  Dünya'nın en zor yarışmalarından birini izlemek bana zevk veriyor. Yalnız bu macera programı bizdeki 'Maceracı' gibi köylere gidip insanların 1 haftalık yemeğini bir oturuşta bitirmek gibi bir şey değil. Bu yarışmada insanlar yiyeceklerini avlanarak ve bitki toplayarak buluyorlar.

Alaska'da hayatta kalmak! Birbirinden cesur ve azimli 12 kişi, 3'er kişilik ekiplere ayrılıyor ve zorlu bir mücadeleye girişerek her türlü aksilik ve doğa olayına göğüs gerip bitiş yerine varmaya çalışıyorlar. Dayanıklı Atletler, Askerler, Alaskalılar ve Kıta Amerikası adında 4 ekip. Her bir etap 60 saat sürüyor ve ekipler sadece yanlarına aldıkları ekipmanlarla yola çıkıyorlar. Bu ekipmanları gözünüzde büyütmeyin çünkü genelde yanlarında ip, bıçak gibi küçük aletler oluyor. Fakat onlar gerçekten yetenekliler ve bu ekipmanlarla kendilerine yetecek yiyecek, barınak ve zorlu yüzey geçişlerini tamamlıyorlar. Bir bölümde yarışmacının biri termosunun bir kısmını kesip bıçakla delikler açarak küçük bir tüpe benzeyen sıcak yemek yemelerini sağlayacak bir şey yapmıştı.


Her bir ekip bitiş bayrağını göğüslemek için kendi rotalarını çiziyorlar. Bu rotalar şimdiye kadar izlediğim bölümlerde bazen ayı patikası oldu ve ayılarla karşılaştılar, bazen derin yamaçlı nehir kenarları oldu, bazen dipsiz uçurumlar bazen de ölümcül dalgaların arasında kanoyla gitmek. Düşünsenize buz gibi soğuk suda kanoyla gidiyorsunuz ve dalgalarla devrilip suya düşüyorsunuz. Ama varış yerine ulaşmak için devam etmek zorundasınız. Hastalanmak bile ilerlemeye engel değil.


Bu yarışmayı izledikten sonra survivor adlı yarışmayı izleyen varsa yüzüne bakacağını sanmıyorum. İnsan eliyle oluşturulmuş engellerle macera yaşadığını sananlar yerine, gerçekten doğayla yüzleşip hayatta kalmaya çalışan insanları izlemek nefes kesici.

Aramızda kalsın benin favori ekibim dayanıklı atletleri:)
Devamını Oku »

28 Nis 2015

BANAL ZEVKLERİM

Hani arada başkalarının saçma bulduğu ama bizim yaptığımızda zevk aldığımız, güldüğümüz davranışlar vardır.

Mesela bir arkadaşım gittiğimiz mağazadaki bütün takıları üzerinde denemeden çıkmaz. O yüzden kendisiyle pek alışverişe çıkmıyorum zira giyim konusunda da neredeyse aynı davranışı sergiliyor. Bu davranışından hoşlandığı öyle belliki :)
Peki benim yok mu. Var efendim. Ben de takmayacağım ne kadar abuk subuk gözlük varsa deniyorum. Bilmiyorum eğleniyorum galiba bu işten.



Ne yavan eğlence şeklim varmış meğer :D daha beter resimlerim var ama benden bu kadar çabuk soğumayın diye idare edenden attım :) Yine eline yüzüne bakılır çıkmışım. Bu fotoğrafta anlatmak istediğim: Aile boyu gözlük buldum, sırada aileyi kurmak kaldı!

Bir de o gözlükten yansıyan arkadaşımla aramızda espiri konusu vardır ki buraya dökemeyeceğim cinsten. :)

Bilgisayarımın sağ üst köşesinde sabitlenmiş bir klasörün içinde, görüp çok beğendiğim karikatürleri depoluyorum. Aynı şeyleri ara ara okuyup gülüyorum :)

Sonra dinlediğim şarkıların için de hangi müzik aletleri kullanılmış onları bulmaya çalışırım çocukluğumdan beri.

Bir de çiçeklerle konuşuyorum. Su dökmekten başka bir şekilde sevdiğimi gösteremeyeceğim için ben de konuşarak anlatıyorum :) Tabi konuştuğum sadece çiçekler değil. Adam yerine koyduğum muhabbet kuşum da var :) Tanıştırayım Behlül!


Onun öyle kafeste sefil durduğuna bakmayın normalde gözümüzü oyuyor efendim.

Çocuk ürünlerinin sadece çocuklara özel olduğunu düşünmeyen biriyim. Özellikle şu muzlu sütün.


Peşinden süt dilimi ve meyveli yoğurtlar da geliyor.

Başka bir takıntım ise uçağa bindiğimde illa cam kenarına oturmak ve iniş sırasında dışarının fotoğrafını çekmek. Bu takıntıyı yeni edindim zira 2013 yılına kadar uçağa binmemiştim.

İstanbul

Eveeet az da olsa kaynaşmaya başladığımızı düşünüyorum ve sizden de bir kaç samimi yorum istiyorum. Kırmazsınız sanırım beni :)





Devamını Oku »

26 Nis 2015

BLOGLARI İZLEYEMİYORUM

Merhaba arkadaşlar. Sizde de oluyor mu bilmiyorum ama bazen farklı bloglara bakmak isterken tıkladığımda açılmıyor. Özellikle google + açılması gerekirken 'error' veriyor. Beni takip eden arkadaşlara da dönemedim bu yüzden. Ve epeydir yeni blog keşfedemiyorum. Yorum yapan arkadaşlar bloglarının url'sini yazarsa sevinirim. Yoksa epey zaman yeni blog keşfedemeyeceğim gibi duruyor.
Devamını Oku »

MİLYON YILLIK TAŞ BEBEK

Düşünün! Ya insanlık tarihi bildiğimizden de eski tarihe dayanıyorsa. Hani derler ya Dünya 7 kere dolmuş boşalmış diye. Gerçek olabilir mi? Belki de her seferinde, o kadar sapkınlıklara yöneldik ki baştan başlamak zorunda kaldık.

1889 yılında Nampo'da yapılan kazılarda belki insanlık tarihinin baştan yazılmasına sebep olacak bir taş bebek bulundu. Bunun sebebi ise yerin 97,6 metre (320 feet) altında bulunmuş olması. Homo Sapienlerin yaşadığı döneme denk gelen zamanın çok çok altlarında bir yerde. Bebeğin bulunduğu derinlik yüzünden bilim adamları, hangi tarihi konuma yerleştirecekleri konusunda zora düştüler. Çünkü bu derinlik jeolojik takvime göre çok eskilere dayanıyor, yani insanlık tarihinden 2 milyon yıl önceye! Bilinen insanlık tarihi 200 bin yıl öncesine dayandığını varsayarsak ortada gerçekten çözülmesi gereken ve kafa karıştırıcı bir durum mevcut.



Taş Bebeğin biraz ateş gördüğü ve kil-kuvars karışımı olduğu biliniyor.  Arkeologların düşündükleri başka bir konu ise üzerinde bulunan geometrik şekillerden dolayı figürün ilk yapıldığında üstünde değerli taşlardan süslemeler olduğu yönünde.



Konusunda uzman kişilere göre bu bebek; amatör veya çocuk işi değil, dönemin usta ellerinden yapılmış. Bilim Adamlarına göre hiç bir insanımsı canlının yapabileceği bir şey değil. Bebeğin sağ kolu sonradan yapıştırılarak birleştirilmiş.



Tabi ki her konuda olduğu gibi bu konuda da çok sayıda tez ortaya atılmış durumda. Kimi uzmanlara göre büyük bir kayadan kopan ve zamanla aşınan bir parça ve bizim beynimizin şekillendirme konusunda iyi olduğundan bebek figüründe gördüğümüz.Ama ateş gördüğü ve bir kolunun sonradan yapıştırılmış olduğu ortaya çıktıktan sonra bu tez çürümüş olsa gerek. Bir diğer tez ise bebeğin yerde oluşan çatlaklardan ilerleyerek o kadar derinliğe inmiş olabileceği.

Ne olursa olsun bu bebek insanlık tarihini sorgulatıyor. Yeni haberler öğrendikçe benim gibi meraklı olanlarınız varsa sizinle paylaşmaktan mutlu olurum.

İçeriğin aslı için Buraya Tıklayınız.


Devamını Oku »

23 Nis 2015

DÖVME YAPTIRMAK

Dövme yaptırmak her çağda popüler olan bir eylemdir ve bir o kadar da tartışılan bir eylem. Bu kişisel bir şeydir ve kişinin kendi iradesine dayanır bu yüzden de bence yargılamamak gerekir.

Konu şu ki benim de ufak bir dövmem var. Yaptırmaya karar verdiğimde hemen gidememiştim. Ne yaptıracağım konusunu epey bir düşündüm. Desen aradım. Bildiğim tek şey ufak  ve hiç bıkmayacağım bir şey olacaktı. Nitekim öyle de oldu. Yani yaptıralı 4 seneyi geçti ve hala ilk günkü kadar seviyorum.

Ben yaptırdıktan sonra beyaz mürekkepli dövmeler çıktı. O kadar tatlı ve güzeller ki. Bir tane daha yaptıracak olsam(ki düşünmüyorum) beyaz  bir dövme olur.



Bir de ''bir kere yaptırırsan devamı gelir sürekli yaptırmak istersin'' gibi bir inanış var. Ama söylemeden edemeyeceğim bir taneyle de gayet güzel yetiniliyor. Bana göre dövme yaptırmanın zor bir karar olması ve yaşamımızın sonuna kadar bizimle kalacak bir şeye karar verip yaptırdıktan sonra korkunun gitmesi, onun rehavetiyle başkalarının yaptırılması diye düşünüyorum. Yoksa sigara değil ki bu vücut istesin.

Aranız da yaptırıp pişman olan var mı? Belki de benim gibi seviyorsunuzdur. Peki yaptırmayı düşünenler? Acı konusuna takılan varsa sinek ısırığı diye tabir edilen bir acı diyebilirim.

Ve laf aramızda kalsın bir dövmeciden bayanların daha dayanıklı olduğu, erkeklerin çok mızmızlandığını duymuştum :))


Devamını Oku »

22 Nis 2015

GOLDEN ROSE PRECİSİON EYELİNER

Merhaba Kızlar, Nasılsınız?

Bu gün sizinle çoğu kızın vazgeçemediği, hafif makyaj yapacağı zaman mutlaka kullandığı ve yaz aylarının vazgeçilmez ürünü eyelinerler hakkında konuşmak istiyorum.

Eyeliner dedim ama farkındayım, bunun Jel olanı var, keçe uçlu olanı var, diplenir, eyeliner derken çeşidi çoğaldıkça çoğalıyor. Ben de eyeliner kullanmayı seviyorum. Özellikle yaz aylarında rimelle tamamlayıp uçuk bir ruj ile kullanmak harika bir görüntü veriyor bence.

Göz kalemine yıllardır elim o kadar alışmış ki gerçekten çok rahat ve düz bir şekilde sürebilirim. Eyeliner konusunda iyi olamayacağımı düşünerek epey önce Golden Rose'un Precision Eyelinerini almıştım. Kalem şeklinde ve keçe uçlu olması göz kalemi konforluğunda sürüş yaparım düşüncesine salmıştı beni.



Sürmesi evet sıvı eyelinerlara göre daha rahat ama bu ürün benim açımdan çokta yüksek puan alacak bir ürün olamadı. 

Sürerken isterseniz uç kısmını kullanarak ince bir çizgi çizebilir ve ya biraz bastırarak daha kalın bir çizgi yapabilirsiniz. 

Sürerken ilk zamanlar sanırım içinde çok olmasından çok sıvı geliyor ve ince çizgilere hafifçe dağılıyor. Suyun düz bir alanda giderken çatlaklara dolması gibi. neyse ki bunlar çok görüntü kirliliği yapmıyor. 


Waterproof bir ürün ve makyaj temizleme ürünleriyle çok rahat çıkarılıyor.




Black diyor ama bence griye daha yakın. Yani sürdükten sonra matlaşıyor ve yeterince siyah durmuyor. Mat durmasını seviyorum, parlak ürünler zaten çok tercihim olmuyor 

Söylemek istediğim bir diğer şey ise çok çabuk bitiyor. Bu da bitmeye başladığında kesik kesik sürmeye ve düzgün bir çizgi çıkaramamanıza sebep oluyor.

Fiyatı fena değil. Özellikle indirim zamanlarında bence üzmez.

Sonuç olarak benim bir daha kullanmayacağım bir ürün oldu.



Sevgiyle Kalın..




Devamını Oku »

20 Nis 2015

ANDROİD x İOS SAVAŞLARI

Çoğu yerde denk gelmişsinizdir ''Android mi daha iyi yoksa İos İşletim Sistemi mi'' diye. Forumlarda bunun tartışmaları çok olur. Hatta öyle ki hakaret dolu içeriklere kadar büyür bu tartışma. Ama ilk defa bu saçma tartışma için kan aktı.

Amerika'da iki oda arkadaşın, biri GalaxyS6 diğeri ise İphone 6 kullanınca aralarında hangisi daha iyi tartışması çıktı. Daha doğrusu ''Andorid'mi, İos'mu daha iyi'' tartışması. Her ikisi de bu yönde geri adım atmayınca  işin sonu bira şişeli ve bıçaklı kavgaya dönüştü. Polisin ifadesine göre alkolün etkisiyle bu denli bir büyük kavga yaşandı. Şu an hastanede olan iki kişi çıkışta kasten adam yaralama suçundan hakim karşısına çıkacaklar.



Anlam veremediğim tartışmalardandır bu konu. Ben Android kullanıyorum benim için kolay, kullanışlı geliyor ama arkadaşım İos'dan gayet memnun. Gerçek bir sonuca ulaşılmayacak ve değmeyecek bir tartışma için kimseyi kırmaya değmez.Zira kimin telefonunu ne kadar sevdiği belli olmuyor dikkatli olmakta fayda var :)

NOT:Bıçaklamaya hiç değmez :)

Son olarak telefonlar kazandı, İnsanlar kaybetti.

Esen kalıınnn...
Devamını Oku »

19 Nis 2015

YAKIN - UZAK

Bir kaç yıl önce internette dolaşırken sitenin birinde gözbebeğinin yakın çekimlerine rastladım, kaç dakika baktım fotoğrafa bilemiyorum. Sonrası ise tam bir olay. Çünkü kendi gözbebeğimi görmek istedim öyle yakından. İyi bir fotoğraf makinem olmadığı için, aynaya yapışmak mı dersin, pencere önünde bakmak mı dersin her şeyi denedim. Göz bebeğinin gelen ışıkla boşluğun büyüyüp küçüldüğünü gördüm. O da ayrı bir olay. O kadar hızlı oluyor ki. Neyse konuya dönersek aşağıdaki fotoğraflar kadar ayrıntılı göremedim tabiki ama yinede ışıkta, aynada bunlara benzer olduğunu anladım. İnsanı biraz ürkütüyorlar sanki. Derin  düşüncelere dalıyorum bakınca. Ortadaki karanlık insanı içine çekiyor sanki. Yoksa ben mi çok anlam yükledim bilemedim şimdi.

Bakalım siz de de aynı etkiyi yaratacaklar mı merak ediyorum. Kendi gözünüzü böyle yakından görmek isterseniz mail atın da, arada toplanıp, değerlendirme yapıp,  derin düşüncelere dalalım..









Devamını Oku »

18 Nis 2015

MİMLEDİM!

Buradan ESÇisem, Dilekçe ve Lord'u MİMliyorum

Sorularım var ve bunlara cevaplar almalıyım :)

1)En son okuduğun kitap?

2)En son izlediğin film?

3)Siyah mı, Beyaz mı?

4)Tiyatro mu, Sinema mı?

5)Mesaj mı, aramak mı?

6)Hep olmasını istediğin hayalin?

7)Gelecekte kendin için ne düşlersin?

8)Burası olmasa hangi ülkede yaşamak isterdin? Neden?

9)Bloğuma 10 üzerinden kaç verirsin? Devamlılığı için tavsiyen ne olur?
Devamını Oku »

17 Nis 2015

ÇEKİLİŞ VARMIŞŞ

Akşam blog paylaşımlarına bakıyordum bir de ne göreyim, Çisem arkadaşımız çok güzel bir çekiliş ayarlamış bizler için :))

Ben katıldım sizin için de buraya linkini bırakıyorum. Çekiliş buradan

Nasrettin Hoca misali ya tutarsa :)
Devamını Oku »

16 Nis 2015

MAKYAJ TEMİZLEME ÜRÜNLERİ

Hemen hemen hepimiz yüzümüze, gözümüze bir şeyler sürüyoruz. Hele ki çalışıyor ya da okula, dershaneye gidiyorsak en azından bir kalem dahi olsa çekiyoruz. İşin bu yanı tamamda bir de akşam bunları çıkarmak var. Ben de çalıştığım için hergün makyaj yapıyorum. Ruja çok düşkünlüğüm yoktur fakat gözlerimi ortaya çıkartacak tarzda makyaj yapmayı seviyorum.

Gelelim bunları akşam çıkarmak için kullandığım 3 ürün incelememe. Özellikle hepsini iyice inceledim, test ettim sonrasında emin bilgilerimi sizlere anlatıyorum :)

Garnier ve Diadermine göz makyaj temizleyicileri

1)İlk kullandığım ürün olan Garnier Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu olandan başlamak istiyorum.


Bu ürün hem göz hem de yüz makyajını temizlemek için tasarlanmış. Bana kalırsa yüzeysel bir temizlik yapıyor. Özellikle göz makyajını çıkarmada tavsiyem bu ürünün kullanılmaması. Çünkü sildikten sonra cildi çok kuru bırakıyor ve uzmanlar göz temizliğinde kuru değil, hassas bir bölge olduğu için yağlı ürünlerin kullanılması gerektiğini söylüyorlar.

2) İkinci ürünümüz Diadermine'nin Çift Fazlı Kirpik Koruyuculu Göz  Makyaj Temizleyicisi


Bu ürünü  gerçekten çok severek kullandım. Çift fazlı yapısından dolayı sildikten sonra hafif yağlı bir his bırakıyor ama ben bu hissi seviyorum, göz çevremin kuru olmadığından emin oluyorum. Makyajı çok rahat çıkartıyor. Bu ürünü kullandığımdan beri kirpiklerimde hiç dökülme olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bana göre tek kusuru önceki yazımda anlattığım Loreal telescopic mascara'nın dayanıklılığını yenememesi. Bir tek bu rimeli çıkarmada sıkıntım oldu çünkü.

3) En son ürünümüz ise yine Garnier fakat Express Çift Etkili Göz Makyaj Temizleyicisi


Bu ürünü Kadınlar Günü indirminde Migros'un bazı ürünlere yaptığı fazladan indirimde denk gelip aldım. Fiyatı 3,95'di. Tabi bu fiyatı görünce 2 adet almış bulundum :)
2 tane aldığıma o kadar sevindim ki çünkü gerçekten çok güzel bir temizlik sağlıyor. Açıkcası alırken Garnier'in bu kadar iyi olacağını düşünmemiştim. Loreal'in o çıkmayan Telescopic Mascara'sını bile çok rahat çıkarmaya başladı. Şu anda ki tek sıkıntım bir iki kere kirpiğimin pamukta kaldığını gördüm. Kesin yargıya düşmek istemiyorum hemen üründen diye. O yüzden kullandıkça daha detaylı izleyeceğim.

Sizin kullandığınız ürünler nelerdir?




Devamını Oku »

15 Nis 2015

LOREAL TELESCOPİC EXTRA BLACK MASCARA

Önceki yazılarımda da bahsetmiştim loreal ürünlerini sevdiğimi. Ama ilk defa bir ürününü bir daha kullanmakta çekinirim diyorum.

loreal telescopıc extra black mascara

Rimel olarak sürekli kullandığım bir şey yok. Değiştirerek her markanın ürününü deniyorum. Genelde aradığım özellikler uzun göstermesi ve biraz kalıntı bırakmaması.



*Loreal'in Telescopic Mascarasını Kadınlar Günü indiriminden yarı fiyatla aldım. Normal fiyatı sanırım 42 civarıydı.
*Fırçası kıl değil, plastik fırça. Fakat dikenleri sadece 4 sıra bu da sürerken arada kalan boşluğun kirpiklere kalıntı ve birleşme yapmasıyla sonlanıyor. Belki de ben fırçasına alışamadım.
*Gerçekten uzun yapıyor kirpikleri ve tam bir volume sağlamasa da siyah belirgin yapıyor.
*Çok zor çıkıyor kirpikten. Zor çıkması gün içinde akmaması adına çok iyi ama günlük makyaj için bu kadar uğraşmak bana biraz zor geldi.
*Formülü diğer rimellere göre biraz daha cıvık.
*Fırçanın dikenlerinin kısa olması alt kirpiklere kolay sürülmesini ve bulaşmamasını sağlıyor.
*Kirpikleri yeterince iyi taradığını düşünmüyorum.

Hem sevdim hem sevmedim :) Kendimce kullanmak için bir yöntem buldum. Bu da genelde yaptığımız gibi başka bir rimelin fırçasını kullanmak. Maybelline falsies volume mascarayı kullananlar vardır




 Kıl fırçası oldukça iyi ve ilk açtığınızda cıvık, bir iki haftaya katılaşan bir formülü var. Fırçasının yay şeklinde olması kirpikleri kıvırıyor hemde. Bittiğinde atmamıştım, iyi ki atmamışım. Fırçasını telescopic mascarayı sürmek için kullanıyorum ve çok rahat ettim. Hem kirpiklerimi kıvırdı hem de kalıntı bırakmadan rahatça sürdüm. Fazla kalıntı olmayınca akşamları çıkarmakta daha rahat olmaya başladı :))

Eğer rimel karşılaştırmalarına bakmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz..
Devamını Oku »

14 Nis 2015

NIVEA AQUA SENSATION SU BAZLI KREM

Eminim benim gibi hassas ve karma cilde sahip, her kremi kullanamayan arkadaşlar vardır. Ben de her kremi kullanamıyorum. Cildim yağlı gibi parlıyor ve sivilceler oluşuyor.
Bu derdime Nivea'nın Aqua Sensation Kremi'yle son vermiş bulunmaktayım.



 Çok hafif bir yapısı var. Su bazlı. Ben de sivilce yapmayan ender nemlendiricilerden. Kokusu salatalık gibi biraz yoğun, sürdükten sonra da kokusunu alıyorsunuz. Ben bu durumdan hoşnutum ama sevmeyenler olabilir. Ciltte parlama yapmıyor ve çok kolay emiliyor. Cildi ağırlaştırmıyor.


 Cam şişede. Keşke  kremler bu tür kavanozlarda olmasa daha hijyenik olur ama neredeyse bütün markalar bu şekilde. Eğer karma ya da yağlı cilt tipiniz varsa mutlaka öneririm ama kuru bir cilde sahipseniz nemlendirmesi yetersiz gelecektir. Fiyat konusunda da gayet uygun. Özellikle indirim günlerine denk getirirseniz fiyatının sizi üzmeyeceğine garanti verebilirim :)


20'li yaşların başları için çok uygun bir krem olabilir fakat tabii ki yaş ilerledikçe cildin ihtiyaçları da arttığından yeterli bir krem olacağını düşünmüyorum. Ben 27 yaşımdayım bu yüzden artık nivea kremini cildim için yetersiz görüyorum ve Topicremin hassas ciltler için olan nemlendiricisini kullanıyorum. Merak edenler buradan etkilerini okuyabilirler.

Devamını Oku »

13 Nis 2015

GÖBEKLİTEPE

Bu başlık bilmeyenlerinize isim olarak biraz garip gelebilir. Ama Türkiye'nin doğusu, Urfa yakınlarında bulunan Göbeklitepe Kült Yapılar Topluluğu, Stonehenge'den 7000 bin yıl, Mısır Piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. Tarihlendirmesi MÖ 10.000-8.000

Bu yapı İnsanlık Tarihi'nin bilinen eski Tapınağı'dır. Yapılar diyorum çünkü tek bir yapı değil, daire şeklinde T biçiminde taşlar dikilmiş ve araları duvarla örülmüştür. Tezlerde tarımın Neolitik devrimi tetiklediği ve bu sayede avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçildiği ileri sürülüyor. Fakat Göbeklitepe'nin bulunmasıyla bu sıralamanın değiştiği, din inancının tarımdan önce geldiği ve bu yapılar sayesinde yerleşik hayata geçilip, tarımla uğraşıldığı düşünülüyor.

Göbeklitepe mimarisi

Neolitik Tapınak alanı o dönemde yaşayan insanların belirli zamanlarda bir araya gelerek ibadet ettikleri bir inanç merkezidir. Bu T biçimindeki sütunların üzerinde insan el ve kol, çeşitli hayvan ve soyut semboller bulunmaktadır. Boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, yaban ördeği ve akbaba sık görünen sembollerdir. T biçimindeki kayalar 40-60 ton arasındadır ve hala el araçları kullanılmayan o dönemde, kayaların nasıl şekillendirilip bulundukları yere taşındığı yanıt arayan sorulardandır.
Dikilitaşların, üzerinde bulunan el ve kol figürleri sebebiyle aslında insanı sembolize ettiği düşünülmektedir. Yani dikilitaşlar insan vücudunu üç boyutlu olarak betimleyen yontulardır.

Göbeklitepe T biçimli yapılar


Yapı üzerindeki figürler

Yapı, dönem insanlarının uzun zaman tapınak olarak kullanmasından sonra üzeri toprakla örtülerek gömülmüştür. Bu gömülme sayesinde yapılar şeklini çok bozmadan günümüze ulaşmıştır. Üzerilerinin örtülme sebebi kesin olmamakla beraber yaşam merkezlerine uzak kalması ve zamanla popülerliğini kaybetmesi iddialarını içermektedir.

Hayvan figürleri


Göbeklitepe Unesco tarafından 15,04,2011 tarihinde Dünya Mirasları'na aday gösterilmiştir.

Bu kadar önemli bir mirası ülkemizde barındırıyoruz ama bilenlerin sayısının çok az olduğunu söyleyebilirim.Bir gün fırsat bulup mutlaka gitmek istiyorum ve gidenlerin yorumlarını eksik etmemesini diliyorum :)

Devamını Oku »

11 Nis 2015

AKM ARTVİN GÜNLERİ

Dün işten erken gelince gitmek istediğim Artvin günlerine gittim. Hep merak ettiğim, gidip görmek istediğim bir yerdir. Kpss tercihleri yaptığım zamanda yazdığım bir il olmuştur.

Gidenler bilir ana binanın dışına yöreye ait yemek çadırı kurulur. Burada o İl'e özgü lezzetler alabilir ya da hemen orada tadına bakabilirsiniz. Peynirler, yağlar, şuruplar, ballar satıştaydı. Ve sağolsunlar stand başındakiler hep bir şeyler ikram ediyorlar :)


Daha çok farklı yemek lezzetleri vardı özellikle et ürünleri ama buraya fotoğraf atıp insanın canını çektirmenin manası yok diye diğer fotoğraflara geçiyorum.

Dondurulmuş hayvanlar da vardı ama benim pek tasvip etmediğim bir olaydır. Onun yerine AKM bahçesindeki tosun'u görmeyi tercih ederim. Ama görmek isteyenler için fotoğrafları altta




İnsanlar el ele tutuşmuş horon tepiyorlardı. Yöresel kıyafetleri giymiş profesyonel olan kişilerde vardı ama herkesin girip öğrenmeye çalıştığı büyük halkayı izlemeyi daha çok sevdim :)

video

El emeği bir çok ürün  de vardı. Kimisi önceden yapılmış, kimisinin yapımı hala orada devam ediyordu.

Takılar da çoktu ama oraya özel olduğunu söyleyemem.Genelde her şehir tanıtımlarında orada bulunan takı türleri vardı.




Ankara'da olup gidip görmek isteyenler varsa 12 nisan son gün!




Devamını Oku »

9 Nis 2015

HAVADAN BİLE HAFİF

Dünya'nın en hafif materyali üretildi.

Ben belgesel meraklısıyımdır. Hayvanlar alemi yerine gizemli olayları izlemek, uzayla ilgili yeni bilgileri öğrenmek, gezegenimizin hala varlığını sürdürdüğü sırlarının ortaya çıkarılmasını takip etmek benim en büyük tutkum.
Bu ilgimle son gelişmeler neler diye bakarken yeni üretilen bu tüyden bile hafif materyalle karşılaştım: Grafen Aerojel.
Aerojel: Bir jel içerisindeki sıvı bileşeni hava ile değiştirilmiş olan katı maddeye verdikleri addır.
2,5 kiloluk bir tuğlayı taşıyan 2 gram ağırlığındaki aerojel parçası

İşte bu Aerojel'den yola çıkarak Çinli Bilim Adamları Dünya'nın en hafif materyali Grafen Aerojeli üretti. Düşünün kütlesi sadece havanın 6da 1i kadar. Asıl üretilme amacı petrol sızıntılarıyla mücadele etmek.


Bir çiçeğin yapraklarını bükmeyecek kadar hafif olan bu madde bir o kadar da elastik ve dayanıklı. Öyle ki bu madde sıkıldığı zaman genleşiyor, yüzeye çarpınca sekiyor. Madde kendi ağırlığının 900 katı petrol emebiliyor ve de çok hızlı bir şekilde. Diğer özellikleri arasında enerji depolama yalıtımı ve ses dalgalarını emme bulunuyor.

Sizce de müthiş bir buluş değil mi??



Devamını Oku »

8 Nis 2015

SEÇİMLERDE CEP TELEFONUNDAN OY KULLANILABİLECEK

Mobil oy kullanımı

Havelsan Mühendisleri Cep telefonlarından yerel seçimler, genel seçimler ya da referandumlarda oy kullanabilmeyi sağlayan bir sistem üzerinde çalışıyorlarmış.
Havelsan Yargı, Sağlık ve Enerji Programı Müdürü Eray Kılıç; Türkiye'den daha kalabalık ve eğitim seviyesi daha düşük ülkelerde bile mobil oy kullanımının olduğunu ve eğer siyasi irade isterse bunu 1 yıl içinde hayata geçirebileceklerinin açıklamasını yapmış. Konuyla ilgili ilk taslaklar hazırmış ve istenirse SEÇSİS'e entegre edilebilirmiş.

Bence bu tür bir uygulama bizim ülkemiz için henüz erken. Zira her seçimde oyların çalınması ve ya çöpe atılması gibi iddialar ortada geziyor.Oylarına sahip çıkmak için okullarda insanlar sandık nöbeti tutuyor. Bu durumlarda bu kadar yaygara koparken mobilden ve ya bilgisayardan kullanılan oylara ve çıkan sonuca güvenilir bakılacağını düşünmüyorum. Şimdiden görür gibiyim telefona virüs girmesi türünde iddiaların ortaya atılacağını. Sonuçta dinlenemez denilen telefonların dinlendiği bir ülke burası.

Sizin bu konudaki düşünceleriniz neler olur? Bu sistem oy kullanmayı çoğaltıp, kolaylaştırır mı? Yoksa güven konusunda yetersiz olan ülkemiz için sıkıntılı bir sürecin başlangıcı mı?
Devamını Oku »

7 Nis 2015

MAKYAJ FIRÇASI FELÇ BIRAKTI

Hepimiz yeri geldiğinde arkadaşımızın makyaj ürünlerini kullanıyoruz. Ben de yapıyorum bunu. Sadece kuaförde eğer makyaj yaptırmam gerekirse kendi ürünlerimi kullandırıyorum. Arkadaşımızın dahi olsa ürünlerini kullanmamamız gerektiğini aslında hepimiz biliyoruz. İşte bunu bir daha aklımıza yazalım diye okuduğum bir haberi size de anlatmak istedim.

27 yaşındaki Jo Gilchrist yüzündeki bir sivilceyi kapatmak için arkadaşının fırçasını kullanınca bulaşan bir bakteri yüzünden felç kalmış. Aslında çoğu kişinin burnunda, cildinde bulunan bu bakteri Jo'nun omurgasını hedef almış ve kuvvetli antibiyotiklerle bile iyileşme göstermemiş. (okumak isteyenler)

Sonuç olarak kişisel hijyen eşyalarının yine kişiye özel kalması gerekliliğini bu haberi sizlerle paylaşarak bir kere daha hatırlatmak istedim.

Hepinize sağlıklı günler...
Devamını Oku »

DOLGUN DUDAKLAR

Çoğu kişi dolgun dudaklarının olmasını ister. Bu isteği yerine getirmek için çeşitli yöntemler olsa da her yöntemi herkes benimseyip yapmaz.
Ben doğallıktan yana biri olarak bu isteği evdeki makyaj ürünlerinizle abartıya kaçmadan nasıl yapılacağını anlatmak istedim.

1) Öncelikle yüzünüze sürdüğünüz pudra ve ya fondöteni dudak kenarlarına da sürerek çizgilerin keskinliğini azaltın

2) İkinci resimdeki gibi dudak çizgisinden hafif taşacak şekilde dudak renginize uygun bir kalemle çerçeve yapın. Orta kısımdaki çizgi rujun altından gölge vererek dudakları daha etli gösteriyor.

3) Yeni çizgiyi göz önünde bulundurarak rujunuzu sürün.

İsterseniz rujun üstünden orta çizgiyi biraz daha belirginleştirebilirsiniz ve ya dudağın orta kısmına açık renk ruju hafif dokundurarak derinlik katabilirsiniz.
Bir püf nokta daha söylemek isterim ki alt dudak ile çene arasına koyu renk fondöten sürüp dudağa daha dolgun ve sarkmış bir görüntü verebilirsiniz ki ben normal zamanda dolgunlaştırma hilesini yapmasam da bu gölgelendirme işlemini yapıyorum :)


Resim kalitesinde kusuruma bakmayın ön kameram pek iyi değil

Devamını Oku »

LOREAL TRİPLE ACTİVE EYES CREAM

 Bugün size kullandığım göz çevresi kremimi anlatmak istedim. Malum 20'li yaşlara gelince kırışıklık oluşumunu beklememeli yaş ve cilt tipine uygun krem kullanımına başlanmalı.
Loreal'in ürünlerini sevdiğimi daha önce de dile getirmiştim. Bu kremi de yaklaşık  4 aydır kullanıyorum.
Krem'in vaadleri;
                             Nemlendirir,
                             Pürüzsüzleştirir,
                             Düzenli kullanımda ince kırışıklıkların oluşumunu engeller.

Bu vaadlere karşı şüphelerim var. Nemlendirme konusun da iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Ve eğer nemlendirmeyi iyi yapmazsa ince kırışıklık vaadini nasıl yerine getirir bilemiyorum. İndirim zamanındaki fiyatıyla ve Loreal markasına olan güvenimle almıştım yanıldığımı düşünüyorum.



Bir de göz çevresi kremini sürerken yapılan bir kaç hatadan bahsetmek isterim.

1) Öncelikle dikkatimi çeken genelde kremin sadece kaz ayakları oluşan yerlere sürülüyor olması. Oysa göz üstü ve altı da çabuk kırışan yerlerdir ve kremi buralara da uygulamamız gerekir.(göz kapağına değil kaş altına)

2) Göz çevresi vücudumuzun en hassas yeridir ve buraya sadece bu amaçla geliştirilmiş ürün kullanmalı, yüz kremi ve benzeri diğer ürünleri bu bölgeye uygulamamalıyız.

3) Kremi mercimek tanesi büyüklüğüyle aralıklı sürerek tampon hareketlerle cilde yedirmeliyiz. Yüz bölgesine sürer gibi sıvazlayarak değil.

4) Bu genel anlamda yüz kremleriyle alakalı ama bu tür kremler kırışıklık oluşunca değil, bunlar oluşmadan önleme ve gecikme amaçlı kullanılmaya başlanmalıdır.


Kullandığınız göz kreminizden memnun kalsanız bile ara tıpkı şampuanlarımıza yaptığımız gibi farklı markalar kullanmalıyız. Uzmanların tavsiyesi bu yöndedir çünkü cildin aynı kreme alışıp artık vaadlerini yerine getirmeye başlamamasını istemezler. Siz de kremlerinizi özellikle nemlendirici olanları bir kaç kullanımda bir 1 seferlik değiştirirseniz cildinizin alışmasını önlersiniz.


NOT 25.12.2015: Yaş 27 olunca Göz çevresi ince kırışıklıklar insanın gözüne daha çok batmaya başlıyor. Bu yüzden bu kremi bıraktım kullanmayı. Organik başka bir krem kullanıyorum onu da ilerleyen zamanlarda bloğumda görebilirsiniz.

Sevgiyle kalın...

Devamını Oku »