26 May 2016

SAÇ MASKESİ


Saçlar sanırım her kız için önemlidir. Kısa veya uzun olması fark etmiyor.

Küçükken annemin anlattığına göre (neredeyse her miniğin saçları böyledir :)) saçlarım sarı ve kıvır kıvırmış. Sonra hem rengi koyulaşmış hem de dalgaları azalmış.

Annem-Babam çalıştıkları için küçükken abimle babaannemlerde kalırdık. Babaannem uğraşmak zorunda kalmasın diye benim o güzelim saçlarımı gidip kestirdiler. Hem de erkeklere yapılır ya 'Amerikan modeli' diye işte ondan. Kısacık saçlarım vardı 3. sınıfa kadar. Sonra yavaş yavaş uzatmaya başladık. Evet saçlarım gürleşti fakat hep içimde kaldı uzun saçlı resimler çektirmek. En çokta sınıftakiler iki yandan saçlarını bağlarlardı, 2 kulak gibi, onu yapamadığım için hep üzüldüm.

Bu anılardan mıdır bilmiyorum fakat o gün bugündür saçlarımı omzumdan daha kısa yapmadım hiçbir zaman. Yaklaşık 2 senedir de belim de kullanıyorum. Çok bakım istiyor ve de dökülüyor, dolaşıyor. Yine de seven biri için uğraşmak pek sorun değil sanırım. Bu sözüme katılır mısınız?

Malum son zamanlarda Kore ürünleri çok revaçta olunca ben de satan bayanın övgülerine dayanamayıp geçen sene bu saç maskesini almıştım.


O kadar övdü ki, seminer için  gittiği oteldekiler akşam almışlar ve bu maskeyi kullanmışlar ertesi gün hepsi 4er tane daha almış. Elinde hiç ürün kalmamış. Ümitlendim. Aldım geldim eve. Bir tane normal boneli, bir tane yedek sadece maskenin kendisi.

Yaptım ama pişmanlığım da beraberinde geldi. Ne parlaklık, ne nemlendirme ne de besleme vaadini yerine getirdi. Yıkayıp kuruttuktan sonra annem saçların neden öyle duruyor diye yüzünü kırıştırıyordu. Gerçekten saçlarım mat duruyordu. Açmak için çok çaba sarf ettim. O yüzden de yedeğini rafa kaldırmış oldum.

Normalde kendim zeytinyağından maske yapardım fakat her kız gibi ben de maskeleri denemeden rahat edemiyorum. Bu maske iyi gelmeyince epey ara verdim saç maskelerine. Yağ ve sprey saç kremi kullandım sadece.

Aradan epey zaman geçince yeni, güzel vaadleri olan SDHairPack ile tanıştım. Diğer maskeyi kullandıktan sonra geçen zaman bayağı olunca yeni bir ürüne de şans vermek istedim. Bu ürün de kore malı. Yine saçı,besleme, bakım yapma, parlaklaştırma gibi vaadleri var..


Kutunun içerisinde 1 adet bone mevcut. Bonenin içinde bakım kremi var. Saçlarınızı yıkadıktan sonra boneyi başınıza geçiriyorsunuz ve bant ile kafanıza göre ayarlıyorsunuz. İçerisindeki kremi saçlara iyice yedirmek önemli. Bir kaç dakika masaj yapabilirsiniz. Sonrası 15 dakika beklemeye kalıyor. Tekrar saçları yıkamak ve kremi akıtmak gerekli.

1.si kremi akıttıktan sonra saç kremi kullandım mı diye merak ederseniz evet kullandım. Zira boyalı ve belime kadar olan saçlarımı tek hamlede açabilecek pek bir ürün bulunmuyor.

2.si saçlarım yukarıda ki maske gibi mat durmadı fakat extra parlaklık fark etmedim.

3.sü saçlarım gayet güzel kokuyordu,

4.sü  saçlarım kuru ve elektriklenmiş değil, nemli ve sakin durdular. Benim için en önemli madde budur. Saç kremi kullanıp açabilirim saçımı sorun değil ama gün içinde kuru ve çirkin saçlarla dolaşmak istemem. Hele bir de iş yerime  öyle saçlarla geldiğimi düşünemiyorum :)


5si tekrar alır mıyım? Evet ara ara alıp kullanmak ve uzun vadede saç bakımımda nasıl etkileri olacağını görmek isterim.

Bu maskeyi kullanıp deneyenlerin yorumlarını da merak ediyorum açıkçası.

Sevgiyle Kalın...


Devamını Oku »

18 May 2016

LOREAL VOLUME MİLLİON LASHES


Rimel konusu çok seçicilik isteyen bir mevzu.

2-3 kere üst üste aldığım rimel sayısı çok azdır. Bu az olanlardan biri Deborah 24 ORE Absolute Volume, biri de Loreal Volume Collagene.

Kirpiklerim orta uzunlukta. Renkleri çok koyu değil. Kıvrık durmuyorlar. Kıvrık durmalarını sağlayan pek bir şey de bulamadım. Kirpik kıvırıcı kullanamıyorum. Bana biraz ürkütücü geliyor şahsen sanki göz kapağımı da sıkıştıracakmışım ya da kirpiklerim kopacakmış gibi. Rimeli sürdükten sonra kirpik tarağıyla tararsam eğer biraz kıvrık durabiliyor fakat o da çok uzun sürmüyor.

Neyse asıl mesele bir rimelde aradığım özellikler çoğunuzla aynı. Topaklanma yapmadan siyah belirgin kirpiklere kavuşmak. Yapışık kirpiklerden oldum olası nefret etmişimdir. Ki bu yeni bir akım olarak şu aralar piyasa da. Takma kirpikleri bile var öbek öbek yapıştırılmış kirpikler. 

Tek tek ayrılmış fakat cılız durmayan, siyah belirgin kirpikler, biraz da kıvrık ve uzun durursa değme keyfime.

Tabii şimdiye kadar bunların hepsini bir arada sunan bir rimelle karşılaşmadım. Yani sunanla karşılaştım da benim kirpiklerimde bütün bunları yapabilene rastlamadım.

Kıl fırçalardan çok plastik fırçalar tercihim oluyor. Ve de kısa fırça değil uzun fırçalı olanlarla daha iyi anlaşıyorum. Kirpiklerimin üst ve iç bölgelerine daha iyi yerleştiğinden daha az topaklanma ve daha tek tek ayrılmış kirpiklere kavuştuğumu düşünüyorum.

Son dönem de favori rimelim Loreal Volume  Million Lashes(altın renkli).  Loreal ürünlerini hep çok sevmişimdir. Sadece Telescopic Mascarasıyla anlaşamadık bir türlü.



Fakat million Express mascaranın fırçası tam benim istediğim gibi. Plastik, Uzun kıllar. Gerçekten topaklanma yapmadan kirpikleri tek tek ayırıyor. Siyahlaştırması da fena değil. Ben tek katta istediğim belirginliği yakalayamadığımdan 2 kat sürüyorum.


Yeterince kirpikler birbirinden ayrı durduğundan extra kirpik tarağı kullanmama gerek kalmıyor. Tek eksisi kıvırmıyor. En çok ihtiyacım olan şeylerden biri ne yazık ki bu rimelle ulaşamadığım bir şey. Gün için de dökülme yaşamadım. Kırmızı renkli olan Volume Million da dökülme yaşayanlar olmuş.  Kirpikleri kalıp gibi bırakmıyor. Yani kuruduktan sonra dokunduğumda taşlaşmış kirpiklerle karşılaşmıyorum. Tabii ki rimelden dolayı sertleşiyorlar fakat kalıp gibi değiller.


İndirim zamanı 28 TL gibi bir fiyata almıştım. Eminim daha fazla indirim de oluyordur. Tekrar alır mıyım? Evet, kesinlikle. Fırçasını, yapısını ve tek tek ayrılan kirpiklerimi sevdim.


Eğer kendinize uygun bir rimel için rimel karşılaştırmalarını okumak isterseniz buyrun buraya.



Sevgiyle Kalın...

Devamını Oku »

16 May 2016

2 HOROZ, 5. KAT


Tam hatırlamıyorum sanırım 3 ya da 4. sınıfa gidiyordum. Hayvanları hep sevmişimdir. Tutturdum anneme ben civciv istiyorum. O zamanlar sokakta oynayan bir nesildik. Arada ateri oynamışlığımız var ama dışarıda kuka oynamanın ve ya çinçan atlamanın yerini tutmuyor.

Neyse nasıl istiyorum civciv anlatamam. Annem bıktı en sonunda gittik almaya. Adam tek almayın yoksa yalnızlıktan bağıra bağıra ölür dedi. Ben nasıl hevesliyim. Annem kıyamadı iki taneyi de aldı geldik eve. Sonradan öğrendim annem pek yaşamazlar diye düşünmüş ikisini alırken. Ama benimkiler onu utandırdılar. Civciv yemiyle besledim bunları. Hergün 5 kat aşağıya indirip bahçeye saldım yerlerde otlasınlar diye. Hatta bir gün kedinin biri sen pusuya yat. Duvardan atla bunların üstüne. İki yavrucak nereye kaçacaklarını şaşırdılar, bahçenin kapısı olmadığından yola atladılar. Durun durun korkmayın. Araba falan çarpmadı. Çünkü kapının önünde oynayan cengaver mahalle delikanlıları (ki içlerinde abim de var, o zaman 12-13 yaşlarındalar) düştüler bu ikisinin peşine. Erkekler ayrı koşuyor, ben ayrı koşuyorum, kedi apayrı koşuyor. Biz can derdindeyiz, kedi et. Ama insanoğlu galip geldi, yakaladık civcivlerimi. Çıkardım yukarı bir daha da aşağıya indirdiğimde hep gözlerim tetikte oldu.

Derken zaman geçti bunlar ölmedi büyüdü. Artık buğday yesinler diye çok uğraştım ama keratalar ağzının tadını iyi biliyorlardı civciv yeminde ısrar ettiler. Ev 5. kat. Balkonda kutuda duruyorlar. Artık uçmaya çalışır oldular. Gittim soba kolisi buldum daha uzundu en azından uçamadılar içinden.
Bir gün sabah kalktım okula gideceğim. Annem önlüğümü giydiriyor. Bir de ne duyalım. Apartmanın 5. katında horoz ötüyor. Evet evet benim yavrular öyle büyümüş ki ikisi de horoz olmuş bir de sabahın köründe ötmeye başlamışlar.
İşte o ötüş kötü şeylerin sinyaliydi. Zira bizimkiler artık onları besleyemeyeceklerini söylediler. Olmazmış. Aparmanın en üst katında, her sabah öten 2 horozla yaşayamazmışız. Çocuk aklı bana yaşanır gibi gelmişti. Zaten ne yapacaktık ki. Kendi ellerimle büyütmüştüm onları. Delikanlı etmiştim, ama bir gün o kara gün geldi babam ikisini de kesti. Hem de banyoda. Üstelik annem de onları pişirip pilavın üstüne oturtmuştu. O zamanlar yer sofrasında yiyorduk. Sofrayı kurdular getirdiler tepsiyi. Olamazdı. Gerçek olamazdı. Ama karşımda pilavın üstünde duruyorlardı. Ben yine çok ağladım ama bizimkiler oralı olmadı. Aksine gel sen de ye çok lezzetli dediler. Ben. Ben onları büyütmüşüm bir de yiyecekmişim. Bu deneyim sorumluluk duygumu geliştirmişti.

Ama ben son kısmı değil de iyi olan kısımlarını hatırlıyorum ve bu beni gülümsetiyor. Küçüklükten bir anı...
Devamını Oku »

14 May 2016

KARANFİL İLE KAŞ BOYAMA


Bugün size artık çoğu kişinin yaptığı kaş boyama işinin çok pratik, maliyetsiz ve doğal halini göstermek istedim.

Kaş boyama işi o kadar popüler oldu ki, kaşları sık ve gür olanlar bile daha belirgin yapmaya başlar oldu.

Neyse benim kaşlarım siyah ve gürlüğü de fena olmadığından ben o tarz bir girişimde bulunmadım fakat size bu işlemi doğal bir yolla yapmanın basit ve masrafsız yolunu da anlatmak istedim. Üstelik 2-3 ay gibi bir kullanımda kaşları da gürleştiriyor.  Kaş farı veya kaş kalemi kullanmaktan daha güzel bir yol.

‘’Karanfil’’

Yanlış okumadınız. Bir paket karanfili alıyorsunuz ve harika bir kaş boyası elde ediyorsunuz. Eminim çoğu kişinin evinde karanfil bulunuyordur zaten.

Aşağıdaki videoda detaylı anlattım. Kaşlarım biraz gür olduğundan çok belli oldu mu boyadığım bilmiyorum ama uygulamayı sadece anlatıp havada bırakmak istemedim.

Öncelikle karanfili bir cımbızla yakalayın ve ateşe tutun. Çakmakla da olabilir. Ne kadar uzun durursa ateşte o kadar koyu renk veriyor haberiniz olsun. Uzun süre dediysem saniyeler bazında. Yani 1-2 saniye ile 3-4 saniye arası olabilir. Daha sonra hemen söndürün ve birkaç saniye soğumasını bekledikten sonra el ile tutabilirsiniz. Sıra geldi kaşları doldurmaya. İstediğiniz yerlere istediğiniz kadar sürebilirsiniz. Hem doğal, hem masrafsız hem de akma olmuyor. Gün içinde kaşlarım da herhangi bir akma, bozulma görmedim. Tabi ben biraz da az sürmüştüm. Zira zaten siyah olan kaşlarımı bir de boyayınca çok komik duruyorum : ) Eğer özellikle silmezseniz ertesi güne bile kullanabilirsiniz.



Bu yöntemi bir güzellik uzmanından öğrenmiştim. Yoksa kırk yıl geçse böyle bir şey yapmak aklıma gelmezdi.


Sevgiyle Kalın..
Devamını Oku »

10 May 2016

GÜL SUYUNUN FAYDALARI


Herkes gül suyu faydalı der fakat faydası nedir diye sorsak genelde aynı cevabı alırız ‘ Gözenekleri sıkılaştırır.'

Elbette gül suyunun çok güzel bir etkisidir bu; fakat daha bir çok faydası var ki onları da konuşmak isterim. İçerisinde A, B3, C ve D vitaminleri içeriyor. Gül kokusunu sevmeyenler olabilir. Bana da biraz baskın geliyor açıkçası. Normalde de gül ve lavanta kokularından hoşlanmam. Fakat cilt için faydalıysa ister istemez katlanılıyor :)

Öncelikle saf gül suyu bazı ciltlerde alerji yapabiliyor fakat bu nadir bir durum.  Gül suyu bütün cilt tiplerinde kullanılabilen harika bir ürün. Saf olanı bulmak biraz zor olabilir zira, saf diye satıyorlar fakat içinde karışım olabiliyor.

Gül suyu;

*Yukarıda da bahsedildiği gibi gözenek sıkılaştırma özelliği en çok bilinen maddesi.

*Cildi temizleme konusunda çok başarılı. Makyaj temizleyicisi olarak kullananlar var.

*Düzenli kullanımda ince kırışıklıklara da iyi geldiği birçok kişi tarafından doğrulanıyor.

*Göz çevresi morlukları ve şişlikleri için de doğal bir yöntem(Bu yönünü bilen kişi çok az.).

*Sabah akşam tonik gibi kullandığınız gül suyu ciltteki sivilceleri kurutuyor; fakat yağlı cilt biraz problemli olabildiğinden eğer sivilceleri çoğaltırsa pudra ile karıştırıp yüz maskesi olarak kullanabilirsiniz. Bu yüzden kuru ciltler üzerine nemlendiricilerini sürsün mutlaka.

*Antiseptik özelliği vardır. Cilt kızarıklıklarına, mantar, egzama gibi durumlar için de kullanılabilir.

*Benim de yaptığım gibi yaz aylarında buz olarak dondurup yüzünüzü bununla temizleyip buzu gezdirebilirsiniz. Kan akışını hızlandırarak doğal bir canlılık ve parlaklık kazanırsınız.

*Gül suyu saçlara da kullanılıyor ve çabuk uzamasında yardımcı oluyor. Bunu da deriyi uyararak kan akışını hızlandırmasıyla yapıyor. Doğal olarak saç daha parlak ve canlı oluyor. Banyodan çıkmadan önce son durulama suyuna gül suyu ekleyip dökebilirsiniz. İçerisine farklı etkili bitkiler koyup kullananlarda var. Fakat o zaman bekletip saçları durulamanızı öneririm.

*En çok sorulan sorulardan: Gül suyu içilir mi? Doğalsa neden olmasın. Kendiniz yaptığınız ya da mutlaka güvenilir bir yerden aldığınız saf gül suyu olmalı. Benim şu an elimde Norm Bitkiselden elde ettiğim saf gül suyum var. Ve yemeklere de konuyor. Fakat ben genelde cildim için kullanıyorum.Sadece bir kere güllaç yaptığımda üzerine dökmüştüm.



Nasıl ki her ürün her cilt için aynı etkiyi yaratmıyorsa, yukarıdaki bilgilerde de herkeste faydalı olacak koşulu bulunmuyor. Fakat bahsedilen doğal gül suyu olunca çoğu kişinin memnun kaldığı ve kullandığını, kimyasallara göre çok daha faydalı olduğunu göz ardı etmemek lazım.

Sevgiyle Kalın…


Devamını Oku »

3 May 2016

İPEK PROTEİNLİ VE KERATİNLİ ŞAMPUAN

Birçok şampuan deneme fırsatım oluyor.

Bazen çok umutlu olduklarım bile saç derimdeki kaşınmalar ve çabuk yağlanmalar yüzünden  daha yarıya gelmeden bırakılıyor maalesef.

Therasilk ipek proteinli şampuan ve saç bakım kremini bitene kadar kullandım.
Şampuan SLES, SLS, paraben ve tuz içermiyor. Renk koruyucu özelliği mevcut. Bu sebeple boyalı saçlarda rahatça kullanabilir. Ayrıca PH değeri cilt yapısıyla uyumlu. Yani her saç tipi için kullanılabilir. Şampuan ve Saç kremi yüksek oranda ipek proteini ve Keratin içeriyor.



Öncelikle şampuan çok fazla köpürmüyor. Yıkarken saçlarımın yumuşaklığını suyun altında bile hissedebildim. Hem şampuanın hem saç kreminin harika bir kokusu var. Benim gibi kullandığınız ürünlerin kokusu önemliyse, kesinlikle bu ürünlerin kokusuna siz de bayılacaksınız. İkisini birlikte kullandım. Saç kremi benim boyalı ve belime kadar olan saçlarıma biraz yetersiz geldi gibi. Bol kullandığımdan dolayı da şampuandan önce bitti. Fakat şampuanla ilgili olarak; Saç derimde kaşıntı, kepeklenme gibi problemle karşılaşmadım. Gün aşırı saçlarımı yıkadığım için de yağlanma problemi yaşamadım ve kutuların sonunu görene kadar mutlu bir şekilde kullandım ürünleri. Ayrıca saçlarımı kurutmadığından gün içinde fazla elektriklenmeyen, sakin saçlarla dolaşabildim. Biraz çabuk bitirdim gibi. Ya kutu az, ya benim saçlarım fazla :)




Yine almayı düşünür müyüm? Saç kremi benim gür saçlarıma yetersiz geldiği için hayır. Fakat şampuanı severek ve olumsuz bir özelliğini görmeden sonunu getirdiğim için evet.

Saçlarımda yumuşaklığın dışında extra parlaklık hissetmedim, merak eden olursa söylemiş olayım. Bu arada şampuanı elinize aldığınızda sanki sedefli gibi görünüyor, ipek proteininden kaynaklı sanırım.

Sevgiyle Kalın…



Devamını Oku »