16 May 2016

2 HOROZ, 5. KAT


Tam hatırlamıyorum sanırım 3 ya da 4. sınıfa gidiyordum. Hayvanları hep sevmişimdir. Tutturdum anneme ben civciv istiyorum. O zamanlar sokakta oynayan bir nesildik. Arada ateri oynamışlığımız var ama dışarıda kuka oynamanın ve ya çinçan atlamanın yerini tutmuyor.

Neyse nasıl istiyorum civciv anlatamam. Annem bıktı en sonunda gittik almaya. Adam tek almayın yoksa yalnızlıktan bağıra bağıra ölür dedi. Ben nasıl hevesliyim. Annem kıyamadı iki taneyi de aldı geldik eve. Sonradan öğrendim annem pek yaşamazlar diye düşünmüş ikisini alırken. Ama benimkiler onu utandırdılar. Civciv yemiyle besledim bunları. Hergün 5 kat aşağıya indirip bahçeye saldım yerlerde otlasınlar diye. Hatta bir gün kedinin biri sen pusuya yat. Duvardan atla bunların üstüne. İki yavrucak nereye kaçacaklarını şaşırdılar, bahçenin kapısı olmadığından yola atladılar. Durun durun korkmayın. Araba falan çarpmadı. Çünkü kapının önünde oynayan cengaver mahalle delikanlıları (ki içlerinde abim de var, o zaman 12-13 yaşlarındalar) düştüler bu ikisinin peşine. Erkekler ayrı koşuyor, ben ayrı koşuyorum, kedi apayrı koşuyor. Biz can derdindeyiz, kedi et. Ama insanoğlu galip geldi, yakaladık civcivlerimi. Çıkardım yukarı bir daha da aşağıya indirdiğimde hep gözlerim tetikte oldu.

Derken zaman geçti bunlar ölmedi büyüdü. Artık buğday yesinler diye çok uğraştım ama keratalar ağzının tadını iyi biliyorlardı civciv yeminde ısrar ettiler. Ev 5. kat. Balkonda kutuda duruyorlar. Artık uçmaya çalışır oldular. Gittim soba kolisi buldum daha uzundu en azından uçamadılar içinden.
Bir gün sabah kalktım okula gideceğim. Annem önlüğümü giydiriyor. Bir de ne duyalım. Apartmanın 5. katında horoz ötüyor. Evet evet benim yavrular öyle büyümüş ki ikisi de horoz olmuş bir de sabahın köründe ötmeye başlamışlar.
İşte o ötüş kötü şeylerin sinyaliydi. Zira bizimkiler artık onları besleyemeyeceklerini söylediler. Olmazmış. Aparmanın en üst katında, her sabah öten 2 horozla yaşayamazmışız. Çocuk aklı bana yaşanır gibi gelmişti. Zaten ne yapacaktık ki. Kendi ellerimle büyütmüştüm onları. Delikanlı etmiştim, ama bir gün o kara gün geldi babam ikisini de kesti. Hem de banyoda. Üstelik annem de onları pişirip pilavın üstüne oturtmuştu. O zamanlar yer sofrasında yiyorduk. Sofrayı kurdular getirdiler tepsiyi. Olamazdı. Gerçek olamazdı. Ama karşımda pilavın üstünde duruyorlardı. Ben yine çok ağladım ama bizimkiler oralı olmadı. Aksine gel sen de ye çok lezzetli dediler. Ben. Ben onları büyütmüşüm bir de yiyecekmişim. Bu deneyim sorumluluk duygumu geliştirmişti.

Ama ben son kısmı değil de iyi olan kısımlarını hatırlıyorum ve bu beni gülümsetiyor. Küçüklükten bir anı...

6 yorum:

  1. Oyyy kıyamam sana seni düşündüm de uzun zaman kendini toplayamamışsındır eminim :( abin ve senin sokakta koşuşunu kahkahayla düşündüm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocukluğum sokaklarda oyunla geçti şanslıydım :)

      Sil
  2. Bir çocuk için yaşanabilecek en büyük travma😞😞

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle. Ama beni nedense çok etkilemedi. Ben güzel bir hatıra olarak anıyorum :))

      Sil
  3. Fena haller, hemde fena, sonlar her zaman mutlu olmuyor; bizde de olmuştu ama babamlar gizliden kesmek yerine satmışlardır. Evde civciv büyütmek çok sorumlu ve zor bir iş, genelde yaşamıyorlar ki sen iki tane yaşatmışsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizinkiler insaflıymış :) Ne kadar sevip baktıysam en son ötüyorlardı işte balkonda :)

      Sil