28 Oca 2017

SİTİL / AYAKKABI BAKIMI

Dost başa, düşman ayağa mı bakardı?

Artık devir değişti. Herkes ayağa bakıyor, bu bir gerçek.

Her kız gibi ben de bir sürü ayakkabım olsun istiyorum :) Her kıyafetime zorluk çekmeden bir şeyler uydurmak güzel olur.

Tabii bir de o ayakkabıların bakımı var. Neyseki bizim evde abim o işlere bakıyor :)

Kendisi çok sever ayakkabılarına bakmaya. Hep temiz, hep parlak, hep yepyeni durur ayakkabıları. Arada da bizimkilere bakıyor sağolsun.

Her kaplamanın, kumaşın ayrı bir bakım aşaması, kullanıldığı farklı ürünler oluyor. Ev sitil markasının ayakkabı ürünleriyle dolu. Güvenerek kullanıyoruz.




Deri, süet, spor ayakkabı yani her tür için ayrı ayrı ürünleri mevcut. İster boya, ister bakım süngerleri, ister sıvı boya, isterseniz parlatıcılar her şey mevcut. Özellikle süet ayakkabıların bakımı biraz zor olduğundan onun ürünleri daha özenli kullanılıyor.


Süet ayakkabı bakımı için de bir kaç küçük bilgi vereyim.

*Öncelikle kullanmaya başlamadan önce leke oluşumunu ve su geçirmeyi önleyici spreyler var onlardan alıp kullanabilirsiniz.

*Malum süetler suya dayanıklı değil o yüzden yağmurlu günlerde giymeseniz daha iyi olur.Eğer giydiniz ve ayakkabınız ıslandıysa güneş görmeyen bir yerde kurumaya bırakın. Güneş rengini bozabilir. Dokusunun bozulmaması için de içerisine bir havlu ve ya gazete sıkıştırabilirsiniz. Şekli bozulmadan kurumuş olur.

*Her giyimden sonra süet fırçasıyla tarayabilirsiniz. Bu, ayakkabıyı hem tozlardan arındırır hem de daha ufak tüyleri kaldırarak daha canlı durur. Burada uymanız gereken şey ise fırçayı hep aynı yöne kullanmak olacak.

*Eğer leke olduysa ayakkabılarınız süet silgisi diye bir şey var onu lekeler üzerinde kullanabilirsiniz. Ben hiç kullanmadım onun yerine normal bir silgiyle sildiğim oldu (gülmeyin :) )



Son olarak ise her ayakkabı için geçerli olan giyildiği günün ertesinde ayakkabıyı havalandırmaya bırakmak. Fazla ayakkabısı olmayanlar için bu madde biraz sorun olsa da, gerçekten önemli bir madde.

Sevgiyle kalın...
Devamını Oku »

21 Oca 2017

KUŞLARI SEVER MİSİNİZ?

Kuşları sever misiniz?

Ben çok severim. Çocukluğumdan beri de evde muhabbet kuşu besleriz. Evde bir can oluyorlar. Hele bir de düşkünseniz. Evin çocuğu gibiler.

Bizim eve balık geldi, kuş geldi, güvercin geldi (1 gün kaldı), kedi geldi (2 gün kaldı), yavru köpek geldi(2 gün kaldı). Annem sevmez evde büyük hayvan.

Daha ilkokula gidiyordum. Yan apartmandaki komşumuz papağan alacakları için, yavru muhabbet kuşlarını bana verdi. Kutuya koydum getirdim eve. Annem ne der diye düşünmedim hiç. Diğer kuşlardan farklıydı biraz rengi. Duman gibiydi. Grimsi, biraz da maviye çalardı. Dişiydi.

O zamanlar Ciguli'nin binnaz şarkısı modaydı, zavallı kuşun adını binnaz koyduk :) çok sevmiştik, çok yakışıtırmıştık o ismi ona. Binnaz bir şeyleri kemirmeyi çok severdi. O zamanlar dönem ödevlerini ansiklopedilerden yapardık. Vitrinin sağ üstünde sırayla dizilmiş ansiklopedilerin alt kısımları tamamen kemirilmişti. Birde moda olan taşlı avizemiz vardı. Onun üstüne çıkıp kemirmeyi ve taşları tek tek düşürmeye bayılırdı. Bizi çok severdi, hele ki beni. Oyun oynamaya doyamazdı. Ağzımın içine alırdım kafasını gık demezdi. o kadar benimsemişti. Ama yabancıları ısırıyordu.En sevdiği şeylerden biri de dedemin gözlüklerine tutunup aşağıya bakmaktı :)

Dayıma nedense gıcık oluyordu. O zamanlar bekar olan dayım bize geldiğinde, döşekte salonda yatardı. Oda sabahın köründe kafesinin telini kemirip ses çıkarır onu uyandırırdı. Anlaşamıyordı hiç. 3 sene bizimle kaldı. Bir gün komşunun çocuğu kafese parmağını soktu, oda ısırınca hızlı çekeyim derken kafesi yere düşürdü. Zavallımın canı neyki. Çırpındı. Ondan sonra mahsunlaştı. Akşam çıksın diye açtık kapısını ama gitti televizyona çarptı. Gittikçe kötüledi sonunda da öldü. Ailece ağladık. Evin bireyi gitmişti.

Uzun bir süre almadık yeni bir kuş. Öyle bir acı yaşamak istemedik. Ama yıllar sonra ben tekrar almak istedim. Annem pek taraftar olmadı, eski şeyleri yaşamak istemedi ama ben dinlemedim gittim aldım.

Evveeet yeni bir kuş. Peki onun adı ne diye soracak olursanız. O aralar revaçta olan Aşk-ı Memnu dizisinden esinlendiğimiz Behlül oldu. Yine değişik bir renkli kuştu bu. Yeşilli, sarılı, mavili. Sarışın olduğundan bu ismi verdik. Ve de erkekti. Çapkındı. Gerçekten kızlara karşı aşırı bir ilgisi vardı.Sabah gün ışır ışımaz başlardı ötmeye. Sesi de gürdü. Artık üstünü kapatırdık karanlıkta sussun diye.



Ben Behlül kadar akıllı bir kuş görmedim. Yani illaki vardır fakat ben denk gelmedim. Kuş aklı deriz, önemsemeyiz fakat yeni aldığım eşofmanın bile farkındaydı. Kırmızı renkteki eşofmanımdan başlarda biraz korktu, yaklaşmak istemedi, sonra alıştı. Beni gerçekten çok seviyordu. İnternette okumuştum kuşlar sevdiğine kursağındaki yemleri çıkarır verirmiş. Hani yavurlarına da öyle yaparlar. Aynısını bana da yapardı.Ben onun odama girmesine izin vermezdim. Bilirdi inat ederdi girmek için :) Bir gün kuzenler geldi 3 yaşındaki çocuğu benim odama girdi behlül bunu gördü ve aşırı derecede kızgın bir şekilde ötmeye başladı. Girme diyordu resmen çocuğa. Dedim ya bu kadar akıllı bir kuş görmedim ben. Bizimle kahvaltı ederdi. Çay içerdi, bayılırdı. Ona vermeden bir şey yemeye kalkarsan acı bir çığlık gibi sesi vardı o sesi çıkarırdı. Bu bana da ver demekti anlamıştık artık. Ona da verirdik yediğimizden öyle susardı. Bazen dışarı çıktığında kafese girmek bilmezdi. Ben içeri sokmaya çalışırdım bunu oyun zannederdi iyice şenlenirdi :D ağlatırdı beni içeri girmeyip.



Zavallımın ölümü çok üzücü oldu. Bizimle sadece 2,5 yıl yaşabildi. Çocuk gibi her yere peşimizden gelme huyu yüzünden kapıya sıkıştı. Dışarı çıkmasın diye kapıyı kapatırken birden atak yaptı ve sıkıştı. Çok ağladık arkasından. En sevdiğim kuşumdu :(

Bir daha almayalım dedik fakat bizim evde gözyaşı sel oldu. Duramadık. Evde ses eksikti. Ertesi gün koşa koşa gittim hep bir sarı kuşum olsun isterdim onu aldım geldim. Normalde yeni bir kuş alındığında 2 gün bırakılmaz kafesten alışması için.O da yemek yemez, Su içmez. Bu kuş öyle bir şeydi ki hemen yemini yedi, suyunu içti. Dışarı da çıktı. Uçmak yerine tırmanmayı tercih ediyordu. Bir ara kayboldu ortadan bir baktık ki koltuğun altından içine tırmanmış. Konsolun arkasına gidip kablolardan yukarı tırmanıyordu. Belliydi ki insana alışkın bir kuştu. Fakat kuşu satan dükkan sahibi bana yanlış yaptı. İnsana alışkın büyük bir kuş vermişti. 2. gün baktım hasta kafasını kaldıramıyor. çok üzüldüm. Diğer kuşumuz yeni ölmüştü zaten. Ben onu odama götürdüm. Suyuna ilaç kattım düzelmedi. 3. gün veterinere götürdüm yapacak bir şey yok bu kuş için dedi. Ben de çok üzülürüm öldüğünü görmeyim diye kuşçuya iade ettim. 

Başka bir kuşçudan bembeyaz gelin gibi bir kuş aldım. Albino bir kuş. 3. aylıktı daha aldığımda. 2 gün ne yem yedi ne de su içti. Öyle tetikte bekledi. Alışması çok uzun zaman aldı. Alışmak dedimse bize yanaşmasını kastetmiyorum. Zira öyle bir niyeti yok. Sadece evde kafesine alıştı o kadar. Kafesi hep açık. Çok az dışarı çıkar. Çıktığında da ya kafesinin üzerinde durur ya da perdeye konar başka yer bilmiyor. Aşırı korkak bir kuş. Yaklaştığında direk korkar, tüyleri pısar.1,5 yıl geçti alalı. Bu saatten sonra da düzelmez zaten. Çok uğraştım onun için. İnanmazdım  önceden yabani kuş olacağına. İlgilenmemişler diye düşünürdüm ama yok. Bu kuşla ilgilendiğimiz kadar hiç bir kuşumuzla ilgilenmemişizdir. Yine de tık yok.



Gelelim bu kuşumuzun ismine :D Kuş bembeyaz, gözler simsiyah, dişi ve nazlı olunca ismi de 'Türkan' oldu. Türkan Şoray kanunları var. Elletmez, öptürmez.

Bir ara kocaya gönderdik bunu :D Amcamlarda erkek kuş var. Belki yavrular diye onlara bıraktık fakat yanaşmamışlar. Bize bir torun veremedi. Baba evine döndü 1 hafta sonra. Halbuki benden önce kocaya gitti annemler torun sevecek diye sevinmiştik :))

Şimdi hala bizimle. Her ne kadar yanaşmasa da seviyoruz tabiki onu. İyi de bakıyoruz. Umarım sağlıklı bir şekilde bizimle kalmaya devam eder...






Devamını Oku »

2 Oca 2017

2017



Yeni bir yıl... Yeni umutlar...


Her ne kadar yılın daha ilk saatlerinde kursağımızda bıraksalar da bu umutları, biz yitirmeyelim.

Kendi renginde açmadı diye başkasını soldurmadığı, kimsenin kimseyi kırmadığı, önyargılı davranmadığı, bir yıl dilerim hepimize..
Devamını Oku »